VANESSA BOUCHARA ile PARİS MODA SEKTÖRÜNÜN HUKUKİ YÖNÜ

“Moda endüstrisinde diğer tasarımcılardan sıyrılarak öne çıkmak oldukça zordur; hukuki koruma ise markaların ve tasarımcıların tasarladıkları ürünün orijinalliğini göstermelerini sağlayarak onların özgün olduğunu kanıtlar ve taklit edilmelerine engel olur.”

Bize kendinizden ve kariyer yolculuğunuzdan bahsedebilir misiniz?

l’Université Panthéon Assas’da hukuk lisansını ve l’Université Dauphine’de Şirketler Hukuku yüksek lisansını tamamladım. Fikri mülkiyet alanında uzmanlaşmak istediğim için, Londra Queen Mary Üniversitesi’ne giderek 1 yıl bu alanda eğitim aldım.

Ailem moda sektöründe çalıştığı için yaratıcılık içeren bir alanla mesleki bilgimi birleştirmem kolay oldu. Hukukun fikri mülkiyet alanıyla ailemin çalıştığı ve yaratıcılık odaklı bir sektörü içgüdüsel olarak bir araya getirdim. Eğitimimin ardından fikri mülkiyet alanında uzmanlaşmış bir hukuk firmasında 7 yıl boyunca çalıştım. Sonrasında kendi hukuk büromu kurdum. 12 yıldır kendi bürom Cabinet Bouchara’da avukatlık yapıyorum.

Paris’te avukat olmanın avantajları ve dezavantajları nelerdir?

Avukatlık oldukça tutkulu bir meslek. Özellikle fikri ve sınaî mülkiyet alanında çalışmak ise  müvekkillerinizi yakından tanıyarak onlarla samimi olmanızı gerektiriyor. Müvekkillerimizin şirketlerini kurmalarında yardımcı oluyoruz, sonrasında da karşılaştıkları hukuki problemlere çözüm getiriyoruz. Dolayısıyla fikri mülkiyet avukatlığı kendinizi tamamen bu işe odaklamanızı ve kendinize sürekli yatırım yapmanızı gerektiren bir meslek. Bu mesleğe özel bir dezavantaj ise aklıma gelmiyor

Moda sektöründe sıkça davalarla karşılaşıyor musunuz ?

Tekstil, aksesuar, ayakkabı gibi ürünlerin dava konusu olduğu vakalarla sıklıkla karşılaşıyoruz. Bu durum, moda endüstrisinin ekonomik boyutu ve « fast fashion » kavramının ortaya çıkmasıyla da oldukça alakalı. « Fast fashion » markaları, tüketicileri moda ürünlerini satın almaya teşvik etmek ve müşterilerinin dolaplarını sıklıkla yenileyebilmeleri sağlamak için ürünlerini uygun fiyata satıyorlar. Söz konusu bu markalar zaman zaman üçüncü şahısların tasarımlarını taklit ediyorlar, bu durum da moda sektöründe anlaşmazlıklara yol açıyor.« Fast fashion » markaları dışında da moda sektöründe sıklıkla taklitçilik örnekleriyle karşılaşmaktayız. Zira günümüzde sosyal medyanın öneminin artması, taklitçiği de etkiliyor. Sosyal medya, herhangi bir bilgiye kolay ve hızlı bir şekilde ulaşılmasını sağlıyor; bu durum ise hem avantaj hem dezavantaj olarak görülüyor. Özellikle lüks sektöründeki markalar için sosyal medya, kısıtlı bir kitlenin görebildiklerini aslında herkese gösterebilmeyi sağlıyor. Örneğin son yıllarda özellikle Instagram’da fenomen haline gelen moda blogger’ları herkes tarafından takip edilen markalar ile lüks markaları karıştırarak kombinler oluşturuyorlar. Lüks segmentinde ulaşılabilir kıyafetler ve aksesuarlarla hazırladıkları post’ları sosyal medya üzerinden paylaşıyorlar. Böylece lüksün erişilmezliği bozularak, herkesin lüks parçalara ulaşabilmeleri sağlanıyor. Aynı zamanda lüks markalar da çanta, aksesuar gibi daha uygun fiyatlı ürünlerini pazarlama ve satma imkânı buluyorlar.

Bununla birlikte, lükse böylesine kolay ulaşmanın markalar için hukuki açıdan zararlı sonuçları da olabiliyor. Lüks ürünlerin görünürlüğünün artarak reklamının yapılması taklitçiliği de beraberinde getirebiliyor. Taklit ürün imal edenler, sosyal medya üzerinden gördükleri modelleri birebir üretebiliyorlar. Bu durumdan kaynaklanan vakalarla Fransa moda sektöründe oldukça fazla karşılaşıyoruz.

Fransız yasalarının moda hukuku açısından yeterli olduğunu düşünüyor musunuz ?

Fransız yasalarında moda hukuku özelinde ayrı bir düzenleme bulunmuyor ancak tüm yaratıcı disiplinlerle ilgilenen fikri mülkiyet kanunu moda hukukunu da kapsıyor. Fransız yasalarının, diğer ülkelerle karşılaştırdığımızda tasarımları oldukça koruyan bir yapısı var. Ancak ortaya çıkan ve orijinal olduğu iddia edilen eserlerin özgünlüğüne bakılıp koruma konusunda karar veriliyor. Bir tasarımcı söz konusu tasarımın, kendisi tarafından ortaya çıkarıldığını kanıtladığı takdirde o tasarım üzerinde hak sahibi olabiliyor.

Sizce moda ve tekstil markaları, fikri ve sınai haklarını koruma konusunda bilinçliler mi ?

Ne yazık ki her zaman değil… Ya da fikri mülkiyete bağlı varlıklarını sadece Fransa’da koruyorlar ancak bu yeterli değil.

Moda endüstrisinde yer alan markalar aşağıdaki başlıkları dikkate almalılar.

Marka hakları:

Marka kamuoyu nezdinde tanımlanma anlamına gelmektedir. Marka, ekonomik bir değer anlamına gelebilir, özellikle moda ve tekstil sektöründeki şirketlerin değerleri marka isimleriyle ölçülebilir. Marka adının, markanın çıktığı ülkede korunması önemlidir; ancak markanın dağıtım yapıldığı her ülkede de korunması gerekmektedir.

Tasarımlar ve modeller:

Tasarım ve modeller estetik değer taşıyan yaratımları korurlar. Bu hak, farklı kıyafet modellerinin, aksesuarlarının, ayakkabıların yenilik ve özgünlük taşıması şartıyla ortaya çıkan ürünlerin koruma altına alınmasını sağlar.  Avrupa Birliği’nde tasarımcıların resmi olarak tescil işlemi gerçekleştirmelerine gerek kalmadan, topluluk tasarım ve modellerini kamuoyuna sunmalarını takip eden 3 yıl boyunca koruma altına almalarını sağlayan özel bir hak bulunmaktadır. Bu koruma türü özellikle tekstil sektöründe sıklıkla kullanılmaktadır, zira bu haktan yararlanabilmek için tasarım sahiplerinin basın ya da reklam yoluyla ürünlerini kamuoyuna sunmaları yeterli olmaktadır. Moda markalarının çıkardıkları koleksiyonlar ise döngüsel olarak değiştiğinden, defilede gösterilen modeller sunumlarının ya da pazarlamalarının yapıldığı belirli bir zamana kadar korunurlar.

Telif hakkı:

Moda endüstrisinin temel aktivitesini kıyafet ve aksesuar tasarımı oluşturmaktadır. Söz konusu bu endüstride diğer tasarımcılardan sıyrılarak öne çıkmak oldukça zordur; hukuki koruma ise markaların ve tasarımcıların tasarladıkları ürünün orijinalliğini göstermelerini sağlayarak onların özgün olduğunu kanıtlar ve taklit edilmelerine engel olur.

Lüks marka sektöründe ise, marka ihtiyaçlarını belirlemek ve doğru hukuki adımlar atabilmek için fikri mülkiyet alanında uzmanlaşan kişilerle bir an önce çalışılması çok önemlidir. Eğer markalar daha en başında özgün tasarımlarını ve ayırt edici işaretlerinin taklit edilmemesi için bir takip sistemi kurgulamazlarsa, özellikle taklit ürün yapan ve Instagram, Facebook gibi sosyal medya üzerinden satışını gerçekleştiren küçük atölyeleri kontrol edemeyebilirler.

Fikri ve Sınai Mülkiyet Hukuku’nun gelişimini nasıl değerlendiriyorsunuz?

Fikri mülkiyete konu olan hukuki meseleler oldukça yeni, aynı şekilde dijital ve teknolojik gelişmeler de öyle. Özellikle moda sektöründe ya da şirketlerin ekonomilerinin fikri ve sınaî mülkiyet varlıklarına dayandığı sektörlerde, firmaların ayakta kalabilmeleri için fikri haklardan elde ettikleri varlıkları korumaları gerektiği konusu gittikçe önemli hale geliyor.

Telif hakkı, marka hakkı gibi konular göz ardı edilerek taklitçilik olağan hale gelmekte, dolayısıyla şirketlerin bu konuda aksiyon alarak en kısa sürede şirketlerini ve tasarımlarını koruma altına almaları gerekmektedir. Bu noktada moda sektöründe faaliyet gösteren şirketlerin ve tasarımcıların uzman hukuk bürolarıyla çalışmaları önerilmektedir.

Pourriez-vous vous présenter et parler de votre parcours professionnel?

Je suis devenue avocate à la suite de mes études de droit à l’Université Panthéon Assas et  d’un Master 2 en droit de l’entreprise à l’Université Dauphine. J’ai ensuite choisi de me spécialiser en droit de la propriété intellectuelle en effectuant une année d’études à la Queen Mary University of London. Mes deux parents étaient dans le milieu de la mode ce qui m’a permis de me sensibiliser très tôt au milieu créatif. C’est donc très naturellement que j’ai choisi de me spécialiser en droit de la propriété intellectuelle, car cela me permettait de combiner les deux domaines qui m’intéressaient le plus : la création et le droit. J’ai tout d’abord travaillé dans un cabinet d’avocat français spécialisé en droit de la propriété intellectuelle pendant sept ans, avant de monter mon propre cabinet d’avocat il y a douze ans.

Quels sont les avantages et les inconvénients d’être avocate à Paris ?

Le métier d’avocat est passionnant et notamment le droit de la propriété intellectuelle et industrielle, car il nous permet d’être extrêmement proches de nos clients. On les accompagne depuis la création de leur entreprise, et on les aide à résoudre tous les problèmes qu’ils peuvent rencontrer par la suite. De ce fait, c’est aussi un métier très prenant qui occupe à 100% et dans lequel il faut réellement s’investir. Je ne trouve pas d’inconvénients particuliers à ce métier.

Les procès en matière de mode sont-ils fréquents ?

Les procès en matière de textile, accessoires, chaussures, etc.. sont très fréquents. Cela est lié à l’ampleur économique de l’industrie de la mode et à l’avènement de la « fast fashion ». Les marques de fast fashion proposent à la vente des produits à un prix accessible afin d’inciter le consommateur à acheter et à renouveler sa garde-robe très régulièrement. Parfois, ces marques se contentent de copier le travail créatif de tiers, ce qui génère un contentieux fourni. Indépendamment de ces marques de fast fashion, les cas de copie plus ou moins serviles sont fréquents. L’importance des réseaux sociaux dans le monde d’aujourd’hui a accru ce phénomène. En effet les réseaux sociaux ont l’avantage et l’inconvénient de donner un accès facile et rapide à n’importe quelle information. Ils permettent ainsi aux marques d’avoir une plus grande visibilité auprès d’un public moins aguerri au monde du luxe. Par exemple, le phénomène des bloggeuses de mode s’est beaucoup développé ces dernières années (surtout sur Instagram), avec la complicité des marques, qui  n’hésitent pas à fournir des pièces de luxe à celles qui sont le plus suivies. Ces pièces sont ensuite accordées avec des vêtements ou accessoires plus abordables, et postées sur les réseaux sociaux. L’accès aux pièces de luxe est ainsi facilité au grand public car désacralisé. Cela fait l’affaire des marques de luxe car il permet d’augmenter leurs ventes de certaines pièces plus accessibles telles que des sacs ou des accessoires. Cependant, cette accessibilité comporte un revers juridique très dommageable pour les marques. En effet, la visibilité  permet aux contrefacteurs de réaliser des copies serviles des produits, en s’inspirant directement de ce qu’ils ont vu sur les réseaux sociaux. Ceci crée donc un contentieux abondant en matière de mode en France.

Pensez-vous que la législation française soit suffisante en matière de droit de la mode?

Le droit de la mode et du luxe n’est qu’une partie de la matière et il n’y a pas de lois spécifiques à ce sujet en droit français mais un droit plus général de la propriété intellectuelle qui bénéficie à toutes les créations, quel qu’en soit le mérite. La loi française est assez protectrice des créateurs de mode comparée à d’autres pays. Toutefois, ce qui compte en matière de droits d’auteur sera l’originalité de l’œuvre originale revendiquée. Ce n’est que si un créateur est en mesure de justifier de l’empreinte de sa personnalité sur son œuvre, qu’il pourra être titulaire de droits.

Les marques de l’industrie de la mode et du textile sont-elles assez vigilantes sur la protection de leurs actifs de propriété intellectuelle ?

Malheureusement pas toujours… Ou elles se contentent de protéger leurs actifs de propriété intellectuelle en France, ce qui n’est pas suffisant. Les marques spécialisées dans l’industrie de la mode doivent protéger :

Leurs marques :

La marque est celle qui l’identifie à l’égard du public. Une marque est susceptible de revêtir une valeur économique significative notamment pour les entreprises dans l’industrie de la mode et du textile qui basent une grande partie de leur renommée dessus. Il est essentiel pour les marques de se protéger dans leur pays d’origine mais également partout où elles sont distribuées.

Leurs dessins et modèles :

Les dessins et modèles protège les créations esthétiques. Ce droit permet aux différents modèles de vêtements, accessoires, chaussures ou autres, de bénéficier d’une protection spécifique sous condition de nouveauté et de caractère propre ou individuel. Il existe dans l’Union Européenne un droit des dessins et modèles communautaires non enregistrés qui permet d’octroyer des droits à son titulaire une pendant trois ans à compter du jour de la divulgation du dessin ou modèle, sans qu’il n’ait formellement déposé sa création. Cette protection est très utilisée par l’industrie du textile car il suffit juste de prouver la divulgation (publication médiatique, publicité, etc..)  pour qu’elle soit effective. Les collections en matière de mode sont cycliques, et ces protections permettent donc de préserver les modèles d’une reproduction pendant un certain temps et notamment le moment de leur présentation et de leur commercialisation.

Leurs droits d’auteur :

L’industrie de la mode a pour activité principale la création de vêtements, ou d’accessoires. En matière de mode il est très difficile de se démarquer des autres créateurs surtout dans le prêt à porter ou les collections sont très souvent redondantes. C’est pourquoi la protection offerte par le droit d’auteur est très importante car elle permet aux marques qui démontrent l’originalité de leurs produits, d’en interdire la reproduction. Une marque dans le secteur de la mode et du luxe est très visible. Il faut très tôt qu’elle s’entoure des conseils d’un avocat en propriété intellectuelle afin de cibler ses besoins et de faire les bons choix juridiques. Si les marques peuvent mettre en place des surveillances pour veiller à ce que d’autres marques ne copient pas leurs signes distinctifs et droits d’auteur, il est très difficile de traquer les plus petits contrefacteurs qui sont souvent des particuliers et vendent leurs produits sur les réseaux sociaux tels qu’Instagram ou Facebook.

Que pensez-vous de l’évolution du droit de la propriété intellectuelle ?

Les problématiques posées en droit de la propriété intellectuelle sont très actuelles et d’autant plus avec l’évolution du numérique. La nécessité de protéger les actifs d’une entreprise est grandissante pour assurer sa survie économique, notamment en matière de mode ou l’essentiel de l’économie de la société est basée sur les actifs de propriété intellectuelle et industrielle. La contrefaçon se banalise, notamment en matière de droit d’auteur et droit des marques, et les entreprises doivent anticiper en optimisant leur protection le plus en amont possible. Il est très important pour cela que les créateurs fassent appel à un cabinet spécialisé pour se prémunir des différentes atteintes.

Vanessa Bouchara

www.cabinetbouchara.com

Comments are closed.

SOSYAL MEDYADA BİZİ TAKİP EDEBİLİRSİNİZ

YASAL UYARI

Web sitemiz, kamuya genel bir bilgi sağlamak amacıyla hazırlanmıştır.
2013 © Tüm telif hakları Moda Hukuku Enstitüsü’ne aittir.
Moda Hukuku Enstitüsü web sitesinin kısmen ya da tamamen kopyalanması yasaktır ve aksi davranış telif hakkı ihlali teşkil eder.

open