TOLGA TURAN RÖPORTAJI

Bize Tolga Turan’dan ve Chivit markasından bahsedebilir misiniz?

Marmara Güzel Sanatlar Fakültesi Tekstil Tasarım Bölümü Giyim Ana Sanat dalından 2002 senesinde dereceyle mezun oldum. Hemen ardından sektörde çalışmaya başladıktan sonra eğitimimi pekiştirip ufkumu genişletmek adına 2004 senesinde Londra Central Saint Martins College’da hem eğitim görüp hem de part-time olarak bir markanın tasarımlarını hazırladım. Türkiye’ye döndükten sonra askerlik görevimi yerine getirirken beraber çalıştığım Arzu Kaprol’den gelen haber üzerine son 1 aylık sürede Türk Silahlı Kuvvetleri askeri eğitim kıyafetini Coco Chanel’den sonra tasarlama şerefine ortak oldum. Arzu Kaprol’ün mentorluğunda Studio Kaprol platformunun hem danışmanlığını hem de erkek koleksiyonlarını 6 sezon boyunca üstlendim. İstanbul MBFW ve en son Berlin MBFW’de bu koleksiyonlarımızı defilelerimizle sergileme şansı bulduk. 2012 senesinde Elle Style Awards’da yılın genç tasarımcısı ödülüne layık görüldüm ve ödülümü aldıktan sonra hayatımın en anlamlı cevabı olan “Evet!”i sevgilim Özgül Özgüle’den aldım. 11 seneden beri Mudo ‘nun Fts 64 markasının  erkek koleksiyonlarının yöneticiliğini yapmaktayım. Bu görevime son 2 senedir danışmanlık vererek devam etmekteyim. Tüketim toplumunun yetişilemez hızından biraz olsun uzaklaşarak gerçekten sevdiğimiz işi yaparken kısa süre sonra İstanbul’dan uzaklaşabilmek adına Eşim Özgül ile beraber CHİVİT markamızı 2014 yılında hayata geçirdik. Kaybolan zanaatların ve ustaların arayışında kurduğumuz bu platform ismini doğal indigo boyamacılığına olan tutkumuzdan ve sezgilerimizin rengi mavinin doğadaki  bir numaralı pigment kaynağı çivit otundan aldı. Şu an yeterli tasarım anlayışıyla yorumladığımız tamamı doğal materyallerden ve derilerden bizzat elde kesip saraç işçiliği ile diktiğimiz zamansız ve sezonsuz aksesuarlar üretmekteyiz ve dediğim gibi en önemsediğimiz nokta bunları severek yapmak ve bizim gibi bu değerlere kayıtsız kalamayanlarla hikayelerimiz ve ürünlerimizi paylaşmak.

Sürdürülebilirlik moda sektörünün son trendlerinden ve sizin de oldukça önem verdiğiniz bir konu. Moda sektörü açısından sürdürülebilirliği nasıl değerlendiriyorsunuz?

Sürdürebilirlik aslında artık bir trend olmaktan çıktı, evet bir trend olarak lanse edilmesi gerekiyordu ki tüketmeye alışmış toplum tarafından kabul edilebilsin. Ne yazık ki bu tam da bu yüzden artık bir zorunluluk. Çünkü kaynaklarımızı çok hızlı ve hesapsızca tüketmeye devam ettiğimiz noktada ne moda sektörünün ne de diğer sektörlerin varlıklarını sürdürebilmesi dolayısıyla yaşamın sürdürülebilmesinin imkanı yok. Biz de bu yüzden sadece besin endüstrisinin çıktısı olan derileri dönüştürüp değerlendirmek adına deri kullanmaktayız kesinlikle egzotik tabir edilen sadece derisi için yetiştirilen hayvanların derilerini kullanmıyoruz. Zaman zaman bize ama deri kullanarak bu tüketimi desteklemişiz oluyorsunuz diyorlar fakat hangisi daha sürdürülebilir? Sentetik elyaflar petrolden imal ediliyor, doğal elyafların talebini karşılamak için temiz su tüketimi artıyor insanlar içecek suyu bile bulamazken… Biz bu derileri kullanmasak bile besin endüstrisi işlemeye devam edecek ve bu sefer bu deriler atık haline gelerek yok edilmek için yine doğal kaynaklar kullanılıyor olacak. Yani aslında sürdürülebilirlik tam olarak bu dengeyi kurmaktan geçiyor.  Sadece Hong Kong’da  saniyede 1400 adet t-shirt çöpe atılıyor! Bunu bir saniye düşünün lütfen.

Chivit markasının kurucusu ve tasarımcısı olmakla birlikte, aynı zamanda Mudo’nun erkek koleksiyonunun baş tasarımcısı olarak çalışmaktasınız. İkisini nasıl dengeliyorsunuz?

Bahsettiğiniz gibi Mudo’nun Fts 64 markasının erkek  koleksiyonunun danışmanlığını yapıyorum. Mudo Collection markasının danışmanı çok sevgili dostum Giray Sepin ile beraber çok büyük ve birbiriyle  yakın bir tasarım ekibiyle çalışmaktayız, o nedenle aramızdaki sinerji işimizi zevkle yapmamızı sağlıyor. Diğer yandan Chivit markamızı eşim Özgül ile birlikte ev-atölyemizde üretip yönettiğimiz için aslında tam olarak hayatımızın ayrılmaz bir parçası oldu. Oradaki dengeyi sağlamaya çalışırken kendimizi sürekli çizgi üzerine çektiğimiz mottomuz “Biz bu işi severek yapmaya devam edebildiğimiz sürece bir anlamı ve değeri var” bu nedenle dengesiz ve hazırlıksız büyüme rüzgarlarına karşı birbirimize sürekli bunu hatırlatmaktayız.

Sizce moda sektöründe hukuka ihtiyaç var mı?

Sektörel bakmayı geçtim hayatın her anında hukuka ihtiyacımız olduğunu her an hissettiğimiz bir zamanı  hep birlikte yaşamıyor muyuz sizce de? 

Mesleğiniz gereği hiç hukuki bir meseleyle uğraşmak zorunda kaldınız mı?

Tabii ki, gerek markamızın tescil sürecinde gerek internet satış kanalımızı oluşturma sürecinde gerekse danışmanlık yaptığım markanın bizim dışımızdaki tüm artworklerini denetlemeye çalışmak sürecinde hukuki meseleler hep önümüzde oldu. 

Moda Hukuku Enstitüsü size şimdiye kadar hangi alanlarda, nasıl destek oldu?

En son e-ticaret sitemizin bilgilendirme formu ve satış sözleşmelerini hazırlayarak destek oldu ama aslında her anlamda aklıma takılan tüm soruları sorabileceğim bir dost kapı olarak yanımızda olduğunu bilmek gerçekten çok kıymetli benim için.

 

Comments are closed.

SOSYAL MEDYADA BİZİ TAKİP EDEBİLİRSİNİZ

YASAL UYARI

Web sitemiz, kamuya genel bir bilgi sağlamak amacıyla hazırlanmıştır.
2017 © Tüm telif hakları Moda Hukuku Enstitüsü’ne aittir.
Moda Hukuku Enstitüsü web sitesinin kısmen ya da tamamen kopyalanması yasaktır ve aksi davranış telif hakkı ihlali teşkil eder.

open