fbpx

Zara v Diesel

Diesel, Maison Margiela, Marni ve Viktor & Rolf'un ana şirketi olan OTB Group, Zara'nın ana şirketi Inditex’e Milano'da dava açtı. OTB Group’un şikayetine göre Zara, Diesel’in Skinzee-SP modeli pantolonunun ve Marni’nin Fussbett adlı ayakkabısının taklitlerini satıyordu. OTB Group, bu eylemlerin Avrupa Birliği mevzuatı kapsamında fikri ve sınai mülkiyet kanununun ihlali anlamına geldiğini belirtti. Zira OTB, Diesel markasının Skinzee-SP kot tasarımını AB’de tescil ile koruyor; Marni markasının Fussbett sandaletleri için tescili yok ancak AB mevzuatı kapsamında söz konusu model tescilsiz olsa dahi korunuyor. Bu duruma karşılık olarak, Zara mahkemede, Diesel’ın Skinzee-SP kot pantolon tasarımının tescil edilecek kadar ayırt edici bir niteliğe sahip olmadığını ve Marni’nin Fussbett sandaletinin kendi sattıkları sandalete kıyasla malzeme açısından çok farklı olduğu iddia etti. Zara'nın bir diğer enterasan savunması ise tazminat konusunda oldu. Zara, şirket merkezlerinin Milano, İtalya’da bulunmadığını belirtti ve bir İspanyol şirketi oldukları için Milano Mahkemesi'nin kendilerini tazminat ödemek için zorlayamayacağını savundu.  Ancak yargıç, Zara’nın aleyhine karar verdi. Inditex’in en kısa sürede söz konusu ürünleri piyasadan toplatmasına ya da mahkemenin ihtiyati tedbir koydurduğu pazardaki her ürün için 235 $ ödemesine karar verdi.

A post shared by Fashion Law Institute Istanbul (@fashionlawinstitutetr) on


Neden Herkes Bu Elbiseyi Taklit Ediyor?

Yves Saint Laurent, marka değerini koruyabilmek için uzun zamandır hukuka başvuran markalar arasında. Özellikle ilk olarak 1966 yılında tasarladığı ‘smokin elbise’sinin tasarım haklarını korumak için Ralph Laurent’a karşı 1994 yılında tasarım hakkına tecavüz ile haksız rekabet davaları açtı. YSL mahkemede haklı bulundu ve 395,090$ tazminat kazandı. YSL smokin elbise tasarımı için sonuna kadar mücadele etti.
YSL’nin smokin elbisesinden 1 yıl önce tasarladığı ve onunla özdeşleşen bir elbise daha vardı: Mondrian Elbise.

Peki onca taklidinin yapılmasına rağmen YSL neden hakkını bu sefer mahkemede aramadı?
 
1965 yılında ünlü Fransız moda tasarımcısı Yves Saint Laurent, Hollandalı ressam Piet Mondrian’ın eserlerinden ilham alarak sanat ve modayı birleştirdi ve “Mondrian” isimli bir koleksiyon çıkardı. YSL’nın Mondrian ‘ilhamlı’ elbisesi birçok marka tarafından ‘taklit’ edildi. Ancak aynı zamanda YSL’nın bu ‘ilhamı’ fikri mülkiyet hakları ile ilgili de birçok soruyu gündeme getirdi:
 
Mondrian’ın eser hakkını düşünmeden ve Mondrian’ın mirasçılarına telif hakkı ödemeksizin, YSL’nın söz konusu eseri ‘bir ilham kaynağı’ olarak kullanma hakkı var mıydı?
 
YSL, Mondrian’ın resimlerinin halka mal olduğunu bu nedenle ücretsiz olarak kullanılabileceğini iddia etme hakkı var mıydı?
 
Eğer Mondrian’ın resimlerinin halka mal olduğu kabul edilirse, tam olarak hangi özelliği ona bu niteliği kazandırırdı? Resmetme stili mi? Renkler mi?
 
1965 yılında YSL’nın Mondrian elbisesi popüler olduğunda, diğer markaların daha düşük fiyatlı versiyonlarını piyasaya sürmeleri YSL’nın tasarımına tecavüz anlamına geldi mi?
 
Yoksa bu versiyonlar da Mondrian’dan esinlenilmiş mi sayıldı?
 
Mondrian elbise moda-sanat-hukuk üçgenini bize en net gösteren örneklerden. Moda ve tekstil sektöründe buna benzer onlarca vaka yine hukuka neden ihtiyacımız olduğunun altını çiziyor.  Fikri ve Sınai Mülkiyet Hukuku başta olmak üzere, Sözleşmeler, E-Ticaret, Kvkk, Rekabet, Reklam ve Tüketici Hukuku gibi birçok disiplini bünyesinde barındıran Moda Hukukunu daha iyi anlamak ve yukarıdaki sorularla güncel vakalara birlikte cevap bulmak için sizleri 16 Mart’ta Conrad Otel’e bekliyoruz.
 
 

VICTORIA’S SECRET’IN ‘HUKUKİ’ SIRLARI!

Her yıl yeni yıla girmeden yaptığı defileyle çok konuşulan Victoria’s Secret, fikri ve sınai mülkiyet davalarına konu olarak yıllardır moda hukuku gündemini de meşgul ediyor. İç giyim devinin davalarını sizler için bir araya getirdik.

Victoria’s Secret v. Hanky Panky Ltd.

Victoria’s Secret, marka ihlalinden dolayı suçlandı. New York’ta 31 Ekim 2013 tarihinde, Hanky Panky Ltd. (Hanky Panky), federal mahkemeye şikayette bulundu. Zira Hanky Panky, 2010’da ‘’After Midnight’’ ve 2003’te “Indulge Your Inner Flirt” markalarını tescil ettirdiğini Victoria’s Secret’ın ise bu marka isimlerini izinsiz olarak kullandığını iddia etti. “After Midnight” isimli oda parfümü ve mum koleksiyonu çıkaran Victoria’s Secret, “Indulge your inner flirt” ibaresini de uyku tulumlarının üzerinde kullandı. Hanky Panky, mahkemeden Victoria’s Secret’ın ticari markaları kullanımının yanı sıra, reklam maliyetinin telafisi de dahil olmak üzere, tüm zararlarının karşılanması için maddi tazminat talep ediyor.

Victoria’s Secret v. Thomas Pink Company

Victoria’s Secret, 2012 yılında İngiltere’deki ilk mağazasını açtı. Mayıs 2013’te, Londra merkezli olan Thomas Pink Company, Pink markasının kendi markası ve ticari markalarına çok yakın olduğunu iddia eden Victoria’s Secret’a karşı dava açtı. Thomas Pink, Victoria’s Secret’ın ‘Pink’ etiketiyle ürün satmasının karışıklığa yol açacağını belirtti..

2014 yılında, Thomas Pink, ‘Pink’ Marka Savaşı’nda Victoria’s Secret’ı yendi. İngiliz gömlek üreticisi Thomas Pink, ‘pink’ kelimesinin kullanılmasından ötürü ortaya çıkan marka ihlali davasını kazanan taraf oldu.

Victoria’s Secret v. Love Made

Victoria’s Secret, 2017 yılında her ay giderek düşen satışları nedeniyle yaptığı slogan çalışmalarından sonra hakkında açılan bir dava ile sarsılmıştı. Açılan davada Victoria’s Secret, Los Angeles merkezli kıyafet markası Love Made’i taklit etmekle suçlandı. Daha önce Vans, Billabong ve Stussy gibi markalarla çalışan tecrübeli tasarımcı Linda Nguyen tarafından federal mahkemeye sunulan dava dilekçesinde, Nyugen “Love Made Me Do It” kısaca “Love Made” markasının ilk defa kendisi tarafından 2008 yılında piyasaya sürüldüğünü ve kendi markasının şimdilerde Victoria’s Secret’ın “Love” adlı parfümünün tanıtımı için kullanıldığını iddia etti.

Nguyen, marka ve tasarım ihlali iddiasıyla açtığı davasında “Love Made”i kendi markası olarak 2013’ten beri kullandığını ileri sürerek, Aralık 2016’dan beri de, “Love Made Me Do It” markasını alt ve üst giyim, şapka, spor giyim ürünlerinde kullanmak üzere marka tesciline sahip olduğunu ekledi. Nguyen, Victoria’s Secret’in “Love Made Me Do It”i alışveriş çantalarında ve promosyonlu ürünlerin üzerinde, yeni parfümünün tanıtımı için kullandığını mahkemeye sundu.

Victoria’s Secret – Sutyen Patent Talebi

ABD’li moda şirketi Zephyr, iç giyim markası Victoria’s Secret tarafından satılan sutyenlerde kullanılan böbrek şeklindeki eklerin kendi patent haklarını ihlal ettiğini iddia etti.

Zephyr şirketinin sahibi Debra MacKinnon, ABD’de 8,216,021 sayılı patentin ihlali iddiasıyla dava açtı. Patent, “doğal bir görünüm muhafaza ederken kaldırma ve dekolte yaratmak için” amaçlanan sutyenler içinde kullanılan bir böbrek şekilli ilaveyi kapsamaktaydı.

ABD Patent ve Ticari Marka Ofisi, MacKinnon’a 2012’de patent verdi. New York Güney Bölgesi ABD Bölge Mahkemesi’nde, MacKinnon, VS’in ürünlerinin patentini ihlal ettiğini ve  telif hakları sebebiyle push-up sutyenlerin satışından paya sahip olduğunu söyledi.

İpek Irgıt vs. Victoria’s Secret

Kiini markasının kurucusu İpek Irgit 2015 yılında markanın imzası haline gelen kanaviçe bikini modelini taklit ettiği gerekçesiyle Victoria’s Secret’e dava açmıştı. 2017 yılında iki marka aralarında anlaşmaya vardılar. Anlaşmanın şartları gizli tutuldu ancak davada istenen tazminatın 150.000$ olduğu biliniyordu.

DEFACTO AVUKATI Sezen Türker’le Moda Hukukuna Dair

Öncelikle bize kısaca hukuk kariyerinizden bahseder misiniz? Hangi okul mezunusunuz, moda sektöründe avukat olmaya nasıl karar verdiniz?

İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi mezunuyum. Üniversite sınavında başka hiçbir bölüm tercihi yapmayıp, gerçekten isteyerek hukuk okuyanlardandım. Fakülteye başladığım yıllarda çok popüler bir film vardı: Legally Blonde. Mezun olduktan sonra, pembe tayyörlerimizin altına Jimmy Choo çizmeler giyip mahkeme salonlarında havalı ve gizemli davalar çözeceğimizi sanıyorduk. Gelgelelim karşılaştığımız gerçekler hiç de öyle olmadı. Adliyelerde kimse moda dergilerinden fırlamış gibi görünmüyordu. Hukuk bürolarındaki sonu gelmeyen uzun mesailer ise gittikçe daha yorgun ve bakımsız görünmemize sebep oluyordu O yıllarda “moda hukuku” henüz bilinen bir alan değildi Türkiye’de. Hatta hukuk fakültesinden, marka hukuku dersi bile almadan mezun olmuştuk. Dolayısıyla bir süre hukuk işim; moda ilgi duyduğum bir alan olarak kaldı. Bunların ikisinin bir araya gelebileceğini bilmiyordum bile. Mezun olduktan sonra, hukuk bürolarında, şirketler hukuku alanında; şirket birleşmeleri ve devralma projelerinde çalıştım. Marka ve moda hukukuyla ilk defa İstanbul Bilgi Üniversitesi’nde Ekonomi Hukuku yüksek lisansı yaptığım dönemde tanıştım. Sonrasında her şey kendiliğinden gelişti. Avukatlığın avantajlarından biri de bu; hangi sektöre ilgi duyarsanız, o sektörde çalışma imkanı bulabiliyorsunuz.

Türkiye’de önemli bir pazara sahip bir moda markasında avukatsınız. Avukat olarak çalışma alanlarınız nelerdir? Marka ihlalleri nedeniyle bir davanın tarafı olduğunuz oldu mu?

Türkiye’de ilgili pazarda en büyük ikinci paya sahip olmanın yanı sıra, yurtdışında da 26 ülkede faaliyet gösteriyoruz. Yalnızca tasarım yapan bir şirket değil; tekstil perakendecisiyiz. Vizyonumuz “wow dedirten global bir moda markası” olmak. Değerlerimizden biri de “farklı düşünüp hızlı koşmak.” Zaten oldukça kapsamlı bir operasyonu gerektiren perakendecilik, sürekli değişen bir moda beklentisinin yanı sıra, hız ve büyüme hedefleri ile de birleştiğinde, doğal bir sonuç olarak, avukat olarak çalışma alanımız da oldukça geniş. Online marketplace anlaşmalarından, mal ve hizmet alımlarına; yurtdışında şirket kuruluşlarından, kira sözleşmelerine; iş hukukundan moda hukukuna; iştirak şirketlerin kurumsal işlemlerinden, inşaat sözleşmelerine kadar çok fazla hukuki konuyu kapsıyor. Sınai hak ihlallerine gelince… Sosyal medyanın da etkisiyle, senede dört sezona yönelik koleksiyon çıkarmanın yerini, oldukça hızlı değişen trendler aldığından ve tüketiciler her hafta yeni ürünler görmek istediğinden beri, marka ve tasarım ihlalleri de bambaşka bir boyut aldı. Bildiğiniz gibi bir tasarımın tescil edilmesi zaman alan bir süreç. Tescil süreci tamamlanana kadar, çoktan o tasarım trendden düşüyor ve hatta satıştan kalkıyor. Bu sebeple günümüzde, fast-fashion sektöründe faaliyet gösteren şirketler, tasarımlarının tescilini bekleyip, ürünü tescilden sonra pazara sunamıyor. Haliyle, sokak modasının ve sosyal medyanın yön verdiği trendleri takip eden moda şirketlerin hepsinin, birbirine benzer ürünleri piyasaya sürmesi kaçınılmaz bir durum. Bunun bir sonucu olarak da, bu sektörde faaliyet gösteren diğer bütün şirketler gibi tasarım ihlali iddiaları ve hukuki süreçlerle karşılaşıyoruz. Ancak Türkiye’de bu konuda gerçek bir bilinç henüz oturmadı. Çoğu zaman ortada yeni veya ayırt edici niteliklerine sahip bir tasarım yokken, “Karşımızdaki şirket büyük, bundan faydalanalım.” gibi bir yaklaşımla ihlal iddiası ileri sürülüyor. Burada önemli olan gerçekten bir tasarım ihlalinin ortaya çıkmasını engellemek. Bu konuda da zaten Moda Hukuku Enstitüsü ile işbirliği içinde eğitimler düzenleyip, şirket genelinde bilinci artırmaya çalışıyoruz.

Defacto gibi sektörün önde gelen fast fashion markasının şirket avukatı olarak çalışmanın artıları ve size hukuken kattıkları nelerdir?

Hukuk bürosunda çalışan avukatlar arasında yaygın bir espri vardı: Şirket avukatlığına geçen meslektaşlarımıza “Anne olmaya / evlenmeye karar verdin galiba.” diye takılırdık. Hukuk bürosunda, çok sayıda müvekkile hizmet sunarak, oldukça yoğun bir tempoda çalıştıktan sonra, şirket içinde çalışmanın hep çok daha yavaş, monoton ve aynı işlerin tekrar tekrar yapıldığı bir döngüden ibaret olduğu algısı vardı. Nitekim pek çok şirket açısından da doğru bir tespit bu. Gelgelelim Defacto “hız” ile ön plana çıkan bir şirket. Kuruluşundan itibaren yalnızca on dört yıl geçti, pazarın en büyük ikinci oyuncusu. Hiçbir zaman hiçbir konuda “Tamam çok güzel, yeterli.” demeden hep yeni fikirlerin olduğu bir yer. Genel merkezde yaş ortalaması 25 olan yaklaşık 1.500 kişi ile birlikte dinamik bir ortamda çalışıyoruz. Haliyle bu oldukça yoğun bir tempo, her gün yeni projeler, yepyeni deneyimler demek. Bunun en büyük artısı, her gün yeni bir şeyler öğrenmek. Bu şirkette çalışmaya başlayana kadar yalnızca hukuki bilgisi olan bir avukattım. Aradan geçen üç yılda, hem şirketin imkanları ile MBA yüksek lisansı yaptım, hem de gündelik operasyonlara yakın olarak, tekstil sektörü ve perakendecilik hakkında çok şey öğrendim.

Bu sektörde dikkatinizi çeken en ilginç moda hukuku davası nedir?

Bu alandaki uyuşmazlıkların hepsi oldukça dikkat çekici. Üstelik de yalnızca tasarımların kopyalanması ile de sınırlı değil bu uyuşmazlıklar. Biliyorsunuzdur bir moda markasının billboardları geçen ay sosyal medyada epeyce konuşuldu. Bir kazak reklamıydı ve fotoğrafın üzerine “Kazak X TL” yazıyordu. Ancak fotoğraftaki modelin de Kazak kökenli olması, reklamın ırkçılık eleştirilerine maruz kalmasına neden oldu.

View this post on Instagram

Son dönemde sokakta en çok gördüğümüz trendlerden biri de rugan deri. Özellikle siyah rugan pantolon ve etek son zamanların öne çıkan parçalarından. Peki, rugan deriye İngilizcede neden “patent leather” denildiğini biliyor musunuz? ⬛️1793 yılında Birmingham şehrinde oturan Mr. Hand isminde biri, İngiliz The Bee mecmuasında “Hand’s Patent Leather” isimli makalede derinin parlamasını sağlayan bir işlem için “patent” aldığını yazdı. Bu işlemin patent ofisi tarafından tanınması, söz konusu deriye “patent” isminin verilmesini sağladı. Bu tarihten sonra ise rugan deri önce İngiltere’de sonra global çapta “patent akımına” yol açtı. ⚫️1799 yılında, mucit Edmund Prior tüm derileri boyayıp renklendiren bir method için patent aldı. ⬛️1805 yılında, mucit Charles Mollersten, deriye parlaklık veren kimyasal bir işlem için patent aldı. ⚫️1818 yılında, Seth Boyden, Almanya’dan aldığı bir rugan deriyi inceleyerek ABD’de kendi rugan derisini icat etti. 1819 yılında Boyden sayesinde rugan derinin ticari üretimi başladı ancak Boyden rugan deri yapmak için bulduğu yöntem için hiçbir zaman patent almadı. ⬛️O tarihten günümüze kadar farklı yöntemlerle rugan deri elde edilmeye çalışılarak hukuki olarak koruma sağlamak üzere patentlendi. ⚫️Aynı zamanda söz konusu derilerle yapılan ürünler markalar tarafından tasarım tesciliyle korundu ve hala korunmaya devam ediyor. ⬛️Bununla birlikte günümüzde biyoteknoloji alanındaki gelişmelerle birlikte elde edilen bitkisel bazlı vegan deriler de patentler ile korunuyor. ⚫️Örneğin Stella McCartney, Bolt Threads laboratuvarlarıyla işbirliği yaparak Mylo adı verilen ve özel tekniklerle üretilen vegan deriyi kullanarak ikonik çantası Falabella’yı yeniden tasarladı. ⬛️Moda sektörü için şüphesiz deri önemli bir malzeme, aynı şekilde moda hukuku için de! ⚫️Bu seneki LeShow Deri Fuarı’nda biz de yer alacağız. Enstitümüz hakkında bilgi almak ve bizimle tanışmak isteyenleri bekleriz! @leshowistanbul

A post shared by Fashion Law Institute Istanbul (@fashionlawinstitutetr) on

  • Selen 1

Av. Işıl Selen Denemeç Söyleşisi

Bize kısaca kendinizden bahseder misiniz?

2012 Bilkent Hukuk mezunuyum. Lisans öğrenimim boyunca her yaz farklı bir ülkede staj yaparak değişik deneyimler kazanmaya çalıştım. Mezun olduktan sonra avukatlık stajımı Çakmak Avukatlık Bürosu’nda tamamladım. Staj döneminde spesifik bir alana yoğunlaşmayıp hukuk uygulamasına ilişkin genel bir fikir edinmeyi tercih ettim. Sanatın hayatımda kapladığı yer çok büyük olduğundan, staj sürecinde ve sonrasında hukukun sanatla en iç içe olduğu alanı seçmenin benim için daha uygun olacağına karar verdim. Avukatlık ruhsatımı aldıktan bir süre sonra fikri mülkiyet alanında isim yapmış bir üniversite olan UC Berkeley’e master için kabul aldım. Tamamen fikri mülkiyet ve teknoloji konularında dersler alarak programı tamamladım. Program sonrası birkaç aylığına yine Kaliforniya’daki başka bir üniversitede görev yapan bir profesörün çalışmalarına yardımcı olmak üzere araştırma görevlisi olarak çalıştım. Daha sonra Las Vegas’taki bir hukuk bürosunda “IP Law Clerk” olarak çalıştım. Buradaki tecrübemi çok önemsiyorum çünkü bana Amerikan fikri mülkiyet sistemini uygulamayla pekiştirme fırsatı tanıdı. Türkiye’ye dönmeden önce Santa Clara Üniversitesi’nin Almanya’da düzenlediği yaz okulu programında Türkiye’de fikri mülkiyet hukukunu anlattım. Yaklaşık 2 sene önce de Türkiye’ye döndüm. Şu anda TÜBİTAK Teknoloji Transfer Ofisi bünyesinde yine fikri mülkiyet hukuku alanında, özellikle teknoloji transferi ve lisans sözleşmelerine yönelik olarak çalışıyorum. Bir yandan da yeni kurduğumuz Uluslararası Hukuk, Yatırımlar Ve Kalkınma Derneği’nin çalışmalarını sürdürüyoruz.

 Berkeley’de hukuk alanında master yapmak size neler kazandırdı? ABD’de master’ı tavsiye eder misiniz?

Bu sorunun cevabının birkaç ayağı var. Öncelikle konumuna değineyim; Berkeley, San Francisco Körfezi’ndeki yaklaşık 123 bin nüfuslu bir şehir. Öte yandan, teknoloji devlerinin bulunduğu Silikon Vadisi’nde yer alıyor. Berkeley nispeten küçük bir öğrenci şehri ancak Amerika’nın en büyük şehirlerinden biri olan San Francisco yaklaşık yarım saatlik bir metro seyahati uzağında. Buna ek olarak, doğasıyla olsun, kültürel aktiviteleriyle olsun, Körfez Bölgesi’nde hem kendini geliştirmek hem de eğlenmek için yapacak çok şey var. Bunları sizinle keşfetmeye hazır sınıf arkadaşlarınız olacak. Berkeley’de tanıştığım arkadaşlarımdan bazıları hayat boyu dostum oldu ve bunun için gerçekten çok mutluyum.

Kişisel gelişim yönünden yaklaşacak olursak, 1960’larda San Francisco’da doğup yaygınlaşan hippi kültürünün Berkeley geneline de sindiğini görüyorsunuz; hem hayat tarzı hem hayata özgürlükçü, muhalif ve eşitlikçi yaklaşım bakımından. Bu, orada uzun süre kaldığınızda hayata ve insan ilişkilerine bakışınızı yeniden değerlendirmeye sizi teşvik ediyor. Bununla birlikte, bu bölgenin Silikon Vadisi’nde olması ve dünyanın en iyi üniversitelerinden bazılarının bu bölgede yer alması nedeniyle eğitim düzeyi yüksek. Özellikle kampüste bunu net bir şekilde hissedebiliyorsunuz. Çevrenizde seçme hocalar ve öğrenciler gördükçe araştırma ve öğrenmeye motivasyonunuz artıyor. Berkeley, dünyanın en çok Nobel Ödülü çıkarmış üniversitelerinden biri, hatta Nobel Ödülü kazanmış kişilere ayırdığı özel park yerleri bile var. Açıkladığım sebeplerle Berkeley’de master yapmanın sizi sadece akademik yönden değil kişisel olarak da geliştireceğini düşünüyorum.

Berkeley, özellikle fikri mülkiyet ve teknoloji alanında master yapmak için ideal bir üniversite. Çok değerli hocalardan çok spesifik dersler alabiliyorsunuz. Örneğin derslerimden biri “video oyunu hukuku” idi. Çok eğlenceli geçtiğini söylemeye gerek bile yok. Derste video oyunlarına ilişkin olarak hem telif hakları, hem marka, hem de patent alanlarında verilmiş mahkeme kararlarını inceledik. Üniversite bilindik ve prestijli olduğu için okula çok değerli konuşmacılar da geliyor. Bunları takip etmek ve katılım sağlamak elbette sizin çabanızla alakalı. Bir başka önemli nokta, hocaların sizi meslektaşı olarak görmesi, ulaşılabilir olmaları ve derslerde tartışmaları teşvik etmeleri. Derslerdeki tartışmalar sırasında farklı ülkelerdeki uygulamalardan haberdar olma fırsatınız oluyor. Dediğim gibi, hukukta 2+2 her zaman 4 etmeyebiliyor. Alıştığımız ezberci yaklaşıma orada aldığım derslerde rastlamadım. Hukuk gibi bir alan için de olması gereken bu zaten. Buna ek olarak, kampüs doğayla iç içe ve çok güzel. Doğa yürüyüşü yapabileceğiniz ağaçlık tepeler var. Spor salonu, sağlık merkezi, sınıflar gibi olanakları da oldukça iyi. Hiç unutmuyorum, Hukuk Fakültesi kütüphanesinin cam tavanı, kütüphaneye ilk girişimde beni çok etkilemişti.  

ABD’de hukuk master’ı (LL.M.) yapmanın birçok avantajı var. Bunlardan belki de en önemlisi size yadsınamayacak bir uluslararası çevre kazandırması. Gözlemlediğim kadarıyla ABD’deki LL.M. programlarının en önemsedikleri hususlardan biri bu. Master sonrası 40 ülkeden meslektaşıma ulaşabilecek bir çevrem oldu. Bu oldukça önemli bir kazanım. Buna ek olarak LL.M., kariyer yaparken ihtiyacınız olan etiketi size sağlıyor. Bir başka artısı da dil. Günümüzde hemen herkes iyi İngilizce konuşabiliyor ama ABD’de master yaptığınızda kaçınılmaz olarak mesleki İngilizcenizi de geliştirmiş oluyorsunuz. Son değinmek istediğim avantaj da, uzmanlaştığınız alanı başka bir hukuk sistemiyle karşılaştırmalı şekilde irdeleyebilme şansı tanıması. Ancak bunları bir kazanım olarak görüp görmemek biraz da kariyerinizden beklentilerinize göre değişir. Çok fazla uluslararası iş yapmayı düşünmüyorsanız veya günlük işler alarak avukatlık yapmayı düşünüyorsanız bu programa ödeyeceğiniz paranın karşılığını en azından kariyer anlamında alamayabilirsiniz. Bununla birlikte, akademik veya iş alanında kariyer yapmak, uluslararası işler yürütmek gibi hedefleriniz varsa ABD’de master seçeneğini değerlendirmenizi öneririm. Tekrar fikri mülkiyet özeline inecek olursam, ABD; serbest piyasa ekonomisinin en iyi işlediği ülkelerden biri. Buna bağlı olarak fikri mülkiyet sistemi de oldukça sağlam. Fikri mülkiyete ABD yaklaşımını öğrenmek bu nedenle ayrıca değerli.

Amerika’daki ve Türkiye’deki moda hukukunu karşılaştırırsak, sizce en büyük benzerlik ve farklılık ne olur?

Aklıma ilk gelen farklılık, ödenen tazminatlar. Medyaya işin magazin boyutu yansıyor, haberlerde çok büyük rakamlar görüyoruz. Bizim hukuk sistemimiz de toplumsal yapımız da buna izin vermediğinden bu rakamları Türkiye’de göreceğimizi zannetmiyorum. En azından şimdiki sistemde. Benzerlik olarak da moda ürünlerinin en kolay ve etkin marka üzerinden korunabilmesi. Tasarım ve telif haklarının sınırları iki sistemde de markaya göre daha belirsiz.

Moda hukuku kapsamında ilginizi en çok çeken ve sizi şaşırtan dava ya da uygulama ne oldu?

Moda tasarımlarının korunması çok işlevsel olmuyor, çünkü siz tasarımı yaptıktan sonra o tasarım tescillenene kadar sezon geçiyor ve o tasarım eskiyor. Alexander Wang bunun önüne geçebilmek için birkaç değişik zımba tasarımı yapıyor ve bunları tescilletiyor. Bu zımbaları çantalar, ayakkabılar, mont ve ceketler üzerinde kullanıyor. Derslerde de bu örneği veriyorum, çünkü bence tam bir kıvrak zeka örneği.

Moda Hukuku Enstitüsü’nde verdiğiniz dersler kapsamında en çok hangi konular üzerinde duruyorsunuz?

Marka ve tasarımlar moda hukukunu en yakından ilgilendiren alanlardan ikisi. Ben de derslerde ağırlıklı olarak bu konular üzerinde duruyorum. Fikri mülkiyet evrenindeki alt kümelerin çok keskin hatlarla birbirinden ayrılmış olduğunu düşünmenin yanlış olduğunu her derste vurguluyorum. Örneğin, telif haklarına yönelik bir detay, bir tasarım davasının seyrini değiştirecek güçte olabilir. Bu nedenle fikri mülkiyeti bir bütün olarak özümsemenin çok önemli olduğunu mutlaka öğrencilere vermeye çalışıyorum. Bunu örnekler üzerinden açıkladıktan sonra hem Türkiye’deki hem de Amerika’daki sistemi ve uygulamayı karşılaştırmalı olarak anlatarak başlıyoruz. ABD’de tescilli olan tasarımlardan örnekler inceliyoruz. Bir tasarım tescil belgesinin nasıl okunacağına, neyin ne anlama geldiğine değindikten sonra tescil belgesinin üzerindeki İngilizce terimlerin Türkçe karşılıklarını da öğretiyorum.

Öğrenciler sistemin temelini anladıktan sonra da vaka analizi kısmına geçiyoruz. Bu kısımda gerçek bir davayı inceliyoruz. Sınıf mevcuduna göre bir grup davalı, bir grup da davacı oluyor ve argümanlarını savunuyorlar. Eğer sınıf biraz daha küçükse daha çok zaman kaldığından iki grup da hem davacı hem davalı olarak argümanlarını ortaya koyabiliyor. İki grup da görüşlerini tartıştıktan sonra öğrencilere neye ikna olduklarını soruyorum. Her derste farklı bir görüş baskın çıkıyor, bu da beni çok mutlu ediyor aslında. Çünkü öğrencilere kendi görüşümü empoze etmeden ya da onları yönlendirmeden dersi anlattığımın ve onlara kendi pencerelerini açmayı öğretebildiğimin geri dönüşü oluyor bu. Hukukta gerçekler kadar gerçeğin nasıl işlendiği ve savunulduğu da önemli. 2+2 her zaman 4 olmayabiliyor. Hele de fikri mülkiyet gibi bir alanda. Farklı gruplarda farklı görüşlerin baskın çıkması da bunun sağlaması bir yerde. Dersleri mümkün olduğunca interaktif ve eğlenceli işlemeye çalışıyorum çünkü fikri mülkiyet yaratıcılığın hukukla kesişimi; asla sıkıcı olmamalı.

Moda hukukunun geleceğini nasıl görüyorsunuz?

Hukuk dinamik bir olgu. Hukukun her alanı yeni şartlara göre değişiyor ve gelişiyor ama bunu hukukun bazı alanlarında daha da çok hissediyorsunuz. Fikri mülkiyetle teknoloji çok sıkı bir bağ içinde. Birkaç sene önce neredeyse adını bile duymadığımız “yapay zeka”, “artırılmış gerçeklik”, “blokzincir”, “drone” gibi kavramları bugün günlük sohbetlerimiz içinde tartışır olduk. Teknoloji bir okyanus ise, Bitcoin’e yatırım yapmayı düşünen bakkallardan tutun, Facebook’ta fotoğraf paylaşan anneannelere, herkes bu suyun kıyısında olsun derininde olsun bir yerlerinde yüzüyor. Dünyamız ciddi anlamda değişiyor. Bilimkurgu filmlerinde izlediğimiz sahnelerin içinde yaşıyor olmamıza az kaldı. Çok değil, birkaç sene içinde otonom araçları sokaklarda göreceğiz mesela.

Hukuk diğer her şey gibi, hayatımıza birden giriveren yeni teknolojileri de düzenlemek durumunda. Günümüzde yapay zekanın haksız fiil sorumluluğu tartışılıyor mesela. Çok yakında Medeni Kanun’da gerçek kişi ve tüzel kişi ifadelerine ek olarak “elektronik kişi” kavramını görebiliriz. Teknolojinin fikri mülkiyetle olan yakın ilişkisi nedeniyle de fikri mülkiyet hukukun en dinamik alanlarından biri. Moda hukuku da fikri mülkiyetle çok yakın bir ilişkide. Nanoteknolojik kumaşlar, dijital panolu çantalar, 3D yazıcı çıktısı moda ürünleri, giyilebilir teknolojiler, yeni kumaş boyama ve kesim teknolojileri… Bu alandaysanız kendinizi güncel tutmak için özen ve çaba göstermeniz gereklidir. Özet olarak, birçok kişi gibi ben de moda hukukuna verilen önemin ve bu niş alanda uzmanlaşmış hukukçulara olan ihtiyacın gitgide artacağını öngörüyorum.

 

https://www.instagram.com/p/Bnq0OV8jMtn/?taken-by=fashionlawinstitutetr

Bu ayakkabıya iyi bakın. Bu model, iki moda markası için oldukça zorlu bir dava sürecine neden oldu. Ysl geçtiğimiz yıl Steve Madden’a dava açmış ve Ysl Tribute Heels modelini taklit ettiğini iddia etmişti. Tescilli Tribute Heels modelinin tasarımı, Steve Madden tarafından hem topuklu ayakkabı olarak Kananda modelinde hem de terlik olarak Sicily modelinde kullanılmştı. Mahkeme Ysl’i haklı bulmuş ve Steve Madden’a ilgili ürünleri piyasadan toplatma emri vermişti. Steve Madden, 2017 yılında Kananda modelini piyasadan toplattı ancak Sicily terlik modeli hala belirli dağıtımcılarda bulunduğundan Ysl, söz konusu terliği satan Steve Madden’in en az 13 distribütörüne ihbarname göndererek söz konusu terliğin satışının derhal durdurulması gerektiğini belirtti. Bunun üzerine Steve Madden geçtiğimiz günlerde, Ysl’e New York’ta dava açarak Fransız modaevinin, haksız müdahalelerde bulunduğunu ve haksız ticaret uygulamaları yoluyla “meşru rekabeti engellemeye” teşebbüs ettiğini iddia etti. —————————————————————————— Look closely at this shoe. This model led to a very challenging litigation process between two fashion brands. Last year, Ysl sued Steve Madden and claimed that he imitated the Ysl Tribute Heels model. The design of the registered Tribute Heels model was used by Steve Madden both in the Kananda model as a heeled shoe and in the Sicily model as a slipper. The court found right Ysl and ordered Steve Madden to recall related products from the market. Steve Madden stop selling the Kananda model in 2017, but beacause the Sicily slipper model was still in certain distributors, Ysl sent cease and desist letters to least 13 distributors. That’s why Steve Madden has recently filed a lawsuit in New York, alleging that the French fashion house attempted to "prevent legitimate competition" through unfair trade practices.

A post shared by Fashion Law Institute Istanbul (@fashionlawinstitutetr) on


  • KAPAK Moda Hukuku Gazetesi No.21 – AĞUSTOS 2018 (2)

Moda Hukuku Gazetesi Ağustos 2018

Moda Hukuku Gazetesi’nin 21. sayısında, Dilara Fındıkoğlu’nun taklitçilikle suçlanmasını, Versace ile Versace 1969 arasındaki hukuki husumeti, Gucci’nin telefon kılıf tasarımının çalıntı olduğu iddiasını, doğal kozmetik ürünlerin ne kadar “doğal” olduğuyla ilgili analizimizi ve özellikle lüks moda markalarının ve moda okullarının milyar dolarlık yatırımlarını yaptıkları yer Miami’de, moda hukuku alanında avukatlık yapan Greenberg Traurig Hukuk Bürosu partnerlerinden Av. Danielle Garbo ile keyifli söyleşimizi okuyabilirsiniz.

MODA HUKUKU GAZETESİ

  • Danielle Garno Indulge 2-min
  • Danielle Garno Indulge 1-min

Q&A from Greenberg Traurıı Shareholder Danıelle Garno.

Could you please introduce yourself and talk about your fashion law carrier path?

At Greenberg Traurig, I represent fashion clients and companies of all sizes – from start-ups to multi-national, global brands – helping them navigate legal issues and counseling them on growing and sustaining a successful brand.  I focus my practice on issues faced by the fashion community, including startup phase and commercial advice, intellectual property – such as trademark and copyright infringement, social media marketing, advertising, and anti-counterfeiting, as well as employment and general business litigation. I started my fashion law career path as a young associate representing global brands in anti-counterfeiting matters and going on raids with law enforcement. It was such a rewarding experience for me to be able to mix the practice of law with my love of fashion.

As we know, Miami is investing more and more in fashion. Miami Design District is really important now, also one of the best fashion schools in the world, Instituto Marangoni is about to open their first US school in Miami. In this context, what is the importance of fashion law in Miami?

With important design schools like Instituto Marangoni and Miami International University of Art & Design (MIU), it is now even more important for us to retain talent here in South Florida. With the influx of creative talent and designers, there will be a growing demand for lawyers and professionals who understand the business of fashion and can provide guidance to help clients navigate the fashion industry in order to avoid potential problems.

When practicing fashion law in Miami, do they need your legal expert opinion in fashion law cases in Europe or in other countries?

As a fashion lawyer, it is always important for me to stay abreast of important issues and fashion-related cases that can have a national or global impact on the fashion industry. Because Greenberg Traurig is a global firm, we have resources worldwide that can assist clients regardless of where their company is based. We work very closely with our team and pull in all resources to help ensure the best outcome for our clients.

 As a fashion lawyer, what is the most interesting case that you have ever had?

One of the most interesting cases I worked on was a counterfeiting case where we executed a civil seizure order that affected several locations on both the west and east coast. We had to schedule and synchronize with local law enforcement to go into each location simultaneously. Everyone had to be synchronized to ensure that funds were not transferred before our arrival. It turned out to be one of the largest judgements in a counterfeiting case at the time and we were able to secure a good outcome for our client.

What do you think about fashion law and its development in the world?

It is necessary for fashion lawyers to understand the industry and how the business side operates in order to best assist clients. This has become more of a niche industry practice and we have to secure and protect our clients. Creative minds work much differently than business people and they need fashion lawyers to help protect their talent, designs and hard work.

What is your advice to fashion lawyers and students?

My advice to fashion lawyers and students is to become a really good technical lawyer, whether your focus is litigation, intellectual property or another specialty. If you want to become a fashion lawyer, you really need to understand the business of fashion. It is also important to surround yourself with other professionals who know about key issues that affect the industry, such as immigration, trade and customs, and labor and employment.

 

  • PHOTO-2018-06-19-10-52-48
  • PHOTO-2018-06-19-10-52-49_1
  • Screenshot_20180612-165953_1

Değişim Programı Öğrencilerimizden Revna Cebeci’nin Fashion Law Institute Spain Gözlemleri

1. Bize biraz kendinden bahseder misin?
Adım Revna Cebeci. Bilkent Lisesi mezunuyum. Şuanda Bilkent Üniversitesi Hukuk Fakültesi 2. Sınıf öğrencisiyim. 

2. Moda hukukuyla nasıl tanıştın?
Aslında Moda Hukuku ile tanışmam, modaya olan ilgime dayanıyor. Küçüklüğümden beri hep hukuk okumak istemiştim, aynı zamanda modaya karşı da yoğun bir ilgim vardı. Hukuk okuduğum sırada da modayı bir hobinin ötesinde hayatımda tutmak istedim. Hukuk ve moda nasıl bir araya gelebilir diye düşünüp araştırırken karşıma Moda Hukuku çıktı. Üniversiteye başlar başlamaz Moda Hukuku Enstitüsüyle iletişime geçip eğitimlere katılarak Moda Hukuku ile tam anlamda tanışmış oldum. 

3. Katıldığın Moda Hukuku 101 ve 201 Eğitimleri ile Moda Hukuku Vaka Çalışmaları yararlı oldu mu?
Tabi ki. Moda Hukukunu bu eğitimler sayesinde, temelden başlayarak, moda hukukunun doğuşunu, gelişimini ve uygulama alanlarını öğrendim. Bunun yanında, moda hukuku dava ve emsal kararlarla da gelişen bir alan olduğundan, özellikle vaka çalışmalarında karar incelemeleri yapmak ve benzer olaylar çözmek işleyişi anlamam açısından çok yararlı oldu. 

4. Okulda gördüğün dersler ile enstitüde aldığın eğitim arasında fark var mıydı? Birbirini tamamladı mı?
Okulun ve enstitünün birbirini tamamlayan nitelikte olduğunu söylemek daha doğru olacaktır. Okulda birçok hukuk alanını temelinden başlayarak öğreniyor ve her hukukçu için vazgeçilmez olan eğitimi alıyoruz. Ancak ben Moda hukukunun çok daha farklı ve özel bir alan olduğuna inanıyorum. Hukukun yanı sıra moda sektörüne dair de bilgi, bakış açısı ve öngörü gerektiriyor. Bu sebeple Moda Hukukunu anlamak için enstitüde alınan eğitimler de şart.

5. Moda Hukuku Enstitüleri arasındaki değişim programına katıldın. Şimdi Madrid’te stajdasın, bize edindiğin deneyimlerden bahsedebilir misin?
Burada, İspanya Moda Hukuku Enstitüsü’nün projelerine katkıda bulunma fırsatım oldu. Enstitünün yeni projelerinden biri, uluslararası alandaki Moda Hukuku enstitülerini ve bu alanda eğitim veren benzer kuruluşları bir “network” altında toplayarak ortak projeler yapmak. Bu bağlamda birçok araştırma yaptım. Ve gördüğüm kadarıyla ülkelerde bazı farklı uygulamalar olsa da, Moda Hukuku aslında temel ve amaç yönlerinden ortak. Bu yüzden yapılacak ortak projeler sektörün daha hızlı gelişmesi için yararlı olacaktır. 

Buna ek olarak, moda sektöründe teknolojinin kullanımı ve bunun moda hukukuna etkileri üzerine de araştırma yaparak bir araştırma yazısı yazdım. 
Aynı zamanda, İspanya merkezli olup uluslararası pazarlarda da boy gösteren önemli markaları ziyaret ettik. Markaların, Temmuz ayında Madrid’de gerçekleşecek Mercedes-Benz Fashion Week hazırlıklarını ve bundan kaynaklanan yoğunluklarını gözlemleme şansım oldu.

6. Senin gibi hukuk stajını Avrupa’da yapmak isteyen öğrencilere tavsiyelerin nelerdir?
Öncelikle fırsatı olanlara böyle bir deneyimi kesinlikle tavsiye ediyorum. Modanın tarihine bakıldığında, köklerinin Avrupa’ya dayandığını görüyoruz. Bu yüzden markaları doğdukları yerde görmek bence çok önemli. Aynı zamanda, staj icin Avrupa’da bulunacak öğrencilere en önemli tavsiyem gözlem. Ben insanların normal yaşantılarını gözlemleyerek, modanın sokakta nasıl var olduğunu incelemeye çalıştım. Bu sayede Avrupa kültürünü, modanın Avrupalılar üzerindeki izlerini anlamak mümkün oluyor.

  • 2 revize (1)
  • 2 revize

MODA HUKUKU YAZ OKULU BAŞLIYOR.

Program Adı: Moda Hukuku ve Moda Yönetimi Yaz Kursu

Düzenleyen: Moda Hukuku Enstitüsü

Eğitimin Süresi: 12 Ders Saati

Yer: Conrad Hotel/İstanbul

Eğitimin Yapılacağı Gün: Cumartesi – Pazar (10.00-17.00)

Eğitimin Tarihi: 30 Haziran-1 Temmuz 2018

Ücret :  1.550 TL (Katılımcılara Moda Hukuku Enstitüsü onaylı katılım belgesi verilecektir.)

Moda sektörünü ve yönetim stratejileri ile moda hukukunu daha yakından tanımak ve deneyimlemek isteyen katılımcılara özel olarak tasarlanan hızlandırılmış “Moda Hukuku ve Moda Yönetimi Yaz Kursu” herkese açıktır. Moda yönetimi değer zincirinden markalaşma süreçlerine, günümüz trendlerinden moda hukuku vaka çalışmalarına kadar geniş bir yelpazede sunulan eğitim programı kapsamında tüm yıl boyunca işlediğimi moda hukuku ve moda yönetimi programlarından en çarpıcı başlıklar teorik bilgiler ve vakalar eşliğinde sunulmaktadır.

PROGRAM İÇERİĞİ:

  • Moda Yönetimi Değer Zinciri,
  • Moda Marka DNA’sı, Marka Vizyonu ve Misyonu
  • Moda Sektöründe Pazar Araştırması
  • Moda Sektöründe Rakip, Pazar ve Müşteri Analizi
  • Gölge Müşteri Kavramı ve Örnekleri
  • Data Okuma ve Bütçe Analizi
  • SWOT, PEST, Boston Matrix Analizleri
  • Fiyat Stratejileri, İndirim Kararları
  • Gelecek Sezon Trendleri ve Trend Takibi
  • Koleksiyon Konseptleri ve Hikâyesi Hazırlama
  • Düşünceden Ürüne Tasarım Aşamaları
  • Moda Hukuku Kavramları ve Örnek Vakalar,
  • Moda Hukuku’nun Yerel ve Küresel Ölçekte Değerlendirilmesi,
  • Ulusal ve Uluslararası Moda Sektöründe Markaların Hukuken Korunması,
  • Ulusal ve Uluslararası Moda Sektöründe Tasarımların Hukuken Korunması,
  • FSEK Kapsamında Moda Ürünlerin Hukuken Korunması, 

     

    AYRINTILI BİLGİ İÇİN:

    T: 0216 622 26 20 F: 0216 574 57 56 M: 0555 564 4484

    KAYIT FORMUONLINE BAŞVURUTAKSİTLİ ÖDEME

  • IMG_7043

“Kırmızı Taban” Davasında Büyük Zafer

Louboutin’in kırmızı taban davasının küresel çapta savaşı sürüyor. Son olarak konuyla ilgili Avrupa Adalet Divanı’nda 12 Haziran’da emsal bir karara imza atıldı.

Chrisian Louboutin, 1992 yılında asistanlarından birinin ojesini kullanarak, gelecekte ikonikleşecek olan kırmızı tabanlı topuklu ayakkabılarını tasarlamıştı. Bu tasarım, markanın adeta imzası haline gelmesiyle, tasarımlarını korumak adına, hukuki koruma yollarına başvurmuştu. 2010 yılında kırmızı taban ayakkabı için marka koruması alan Louboutin, 2013 yılında da özellikle topuklu ayakkabıda kırmızı taban koruması için tescil yaptırmıştı. 2010’dan bu yana ayakkabıda kırmızı taban kullanan markalara dava açan Louboutin’in en bilinen davası ise Saint Laurent ile olmuştu.  Yves Saint Laurent’in, tamamı tek renkten oluşan ayakkabıları piyasaya sürmesiyle, kırmızı ayakkabıların tabanının da kırmızı olmasının tescil haklarını ihlal etmesine dayanarak Louboutin YSL’i dava etmişti. Mahkeme, bir rengin, sektördeki bir marka adına hizmet edemeyeceği gerekçesine dayanarak karar vermiş ve Louboutin bu davayı kaybetmişti.

Markanın doğduğu topraklarda marka koruma savaşını sürdüren Louboutin, daha önce Avrupa Birliği Mahkemesi’ne yaptığı başvuruda, söz konusu ayakkabının şekille ilgili bir koruma gerektirdiği ancak Avrupa Birliği Fikri Mülkiyet Yasalarının bu tarzda bir korumayı kapsamadığı sonucuna varılmıştı.

12 Haziran 2018’de Louboutin’in zaferiyle sonuçlanan dava, Christian Louboutin’in kırmızı tabanlı ayakkabılarını koruma amacı çerçevesinde, Van Haren’a karşı açıldı. İki marka arasındaki hukuki süreç 2012 yılında başlamıştı. Van Haren’in kırmızı tabanlı topuklu ayakkabılatı piyasaya sürmesiyle harekete geçen Louboutin, Hollanda’da dava açmışsa da, kırmızı tabanların tescil edilip edilemeyeceği hususunda görüş almak üzere mahkeme davayı Avrupa Adalet Divanı’na taşımıştı.

Louboutin’in kırmızı tabanlara ilişkin davalarında ortaya çıkan sorun bir rengin marka adına tescil edilip edilemeyeceğiydi. Avrupa Adalet Divanı, verdiği emsal niteliğindeki karar ile, Christian Louboutin’in ikonikleşmiş kırmızı tabanlı topuklu ayakkabı tasarımlarının marka yasalarınca korunduğuna ve Van Haren’in kırmızı tabanlı topuklu ayakkabılarını satışa sunarak Louboutin’in tesil edilmiş marka haklarını ihlal ettiğine hükmetti.

Louboutin’in ifadelerine dayanılarak söylenebilir ki, kırmızı rengin uygulandığı alan ile şekil örtüşmekte olup, sınırlar birlikte belirlenmektedir. Bu açıdan söz konusu şekil göz ardı edilmemelidir. “Kırmızı taban” söz konusu olduğundan, rengin ayakkabının herhangi başka bir yüzeyinden söz edilmediği ve bu noktada, taban şekillerinin tasarımlara göre değişiklik göstermesinin de bir önemi olmadığı belirtilmiştir. Hukuk Sözcüsünün bu husustaki görüşü, markanın sadece bir renk değil, malın şekli ve bu şekille ilişkili olan bir renk açısından korunması gerektiği yönündedir. Hukuk Sözcüsünün ifadelerine göre, ürünün yüzeyine uygulanan bir renk, malın şekliyle ilişkili olup, asli özelliklerden birini teşkil etmektedir. Bu sebeple, ürünün şekliyle ilişkili renkler işlevsellik sebebiyle, 2008/95 sayılı AB Direktifinin 3(1)(e) maddesi uyarınca inceleme yapılmalıdır.

Dava sonucunda, mahkemeye göre önemli olan taban şekillerinin farklılığı değil, kırmızı rengin ayakkabının belli bir bölümüne aynı şekilde uygulanmasıydı. Bu sebeple, Christian Louboutin haklı bulunmuş, Van Haren’in marka haklarını ihlal ettiğine hükmedilmiştir. Gelecekteki davalara örnek oluşturacak bu karar ile, kırmızı taban tescili konusunda Louboutin büyük bir zafer kazandı.

Hazırlayan: Revna Cebeci-Bilkent Üniversitesi Öğrenci Temsilcisi

  • arzu kaprol portre

ARZU KAPROL SÖYLEŞİSİ

Moda Hukuku Enstitüsü Öğrenci Temsilcisi Kübra Şirin’in Katkılarıyla

Öncelikle sizi tanımak ve kariyerinize başlama noktanızı öğrenmek istiyoruz.

Çok becerikli terzilerin olduğu bir aileden geliyorum. Annem ve anneannem kariyerimdeki en önemli yol göstericilerim oldu. Arzu Kaprol markasının ilk adımı ise 1995 yılında kazandığım Beymen Academia – Yılın Avantgarde tasarımcı ödülüyle atıldı. Bugün 23 senelik bir marka olarak yolumuza devam ediyoruz.

Arzu Kaprol Türk modası için çok kıymetli bir marka. Sizce, sizi bu kadar başarılı ve ayırıcı kılan nedir?

Çok çalışmak ve hayal etmek.

Markanızı kurarken ilk etapta en çok nelere dikkat ettiniz? 

21 yaşında kazandığım ödül parasıyla çıktığım yolculukta her zaman çok çalıştım, ve yaşımın da getiriyse risk almaktan korkmadım. 

Marka stratejinizi belirlerken nasıl bir yol izliyorsunuz? Bu konuda profesyonel destek alıyor musunuz?

Tüm stratejilerimiz için, kurum bünyemizde farklı uzman ekipler çalışıyor ve markanın adımlarına birlikte karar veriyoruz.

Patent sahibi bir modacı olduğunuzu biliyoruz. Peki, kariyeriniz boyunca hiç hukuki bir meseleyle uğraşmak durumunda kalmış mıydınız? 

Ben tasarımcı olarak yaratıcı tarafta kalmaya özen gösteriyorum. Her marka gibi elbette hukuki işlemlerimiz oluyor ancak yine uzman ekiplerimiz konuyu sürdürüyor.

Türkiye’nin ilk dijital couture defilesi sizin imzanızı taşıyor. Modayı ve teknolojiyi kesiştiren biri olarak, moda ve teknolojinin geleceği ile ilgili neler söyleyebilirsiniz?

Teknoloji bugün yaşamımızın vazgeçilmez bir parçası ve gerçekliği. Moda zamanın ruhunu en hızlı yansıtan popüler kültüre dair bir platform. Yakın gelecekte teknoloji ve modanın daha da iç içe girdiği belki de kıyafet ve aksesuarlarımızı özel printerlardan evimizde basacağımız ve sadece data tasarımını satın alacağımız bir gerçekliğe geçiyoruz. Bu süreç çok heyecan verici.

Moda hukukunu daha önce duymuş muydunuz? 

Elbette 🙂

Şu an için bir hukuki danışmanlık hizmeti alıyor musunuz? 

Her marka gibi, biz de gerekli alanlarda danışmanlık hizmeti alıyoruz.

 

Moda Yönetimi 101 ve 201 Eğitim Programı

Moda sektörünü ve yönetim stratejilerini daha yakından tanımak ve deneyimlemek isteyen katılımcılara özel olarak tasarlanmış “Moda Yönetimi 101 ve 201 Eğitim Programı” kapsamında moda sektöründeki analiz, strateji, konsept geliştirme ve pazarlama dahil olmak üzere tüm yönetimsel aktiviteler teorik ve pratik olarak katılımcılara aktarılacaktır. Program süresince yurt dışı ve yurt içindeki sektör profesyonelleri konuk konuşmacı olarak ağırlanarak moda sektöründeki bilgi ve tecrübelerini katılımcılarla paylaşacaklardır. Program sonunda katılımcılar kendi moda markalarını yaratabileceklerdir.

Moda Yönetimi 101’i tamamlayan ya da hali hazırda girişimini büyütmek isteyen kişilere yönelik olarak hazırlanan Moda Yönetimi 201 kapsamında ise, temel hukuk ve şirket kurulumundan, finansal planlamaya, satış ve pazarlama stratejilerinden yurt dışına açılma stratejilerine kadar birçok konu detaylı olarak uzmanlar tarafından uygulamalı olarak katılımcılarla paylaşılacaktır.

  • IMG_8256

GİRAY SEPİN SÖYLEŞİSİ

Bize kariyer yolculuğunuzdan ve Giray Sepin markasından bahsedebilir misiniz? 

Kendimi tanımaya başladığım andan itibaren hep sanatla ilgili bir şey yapmayı düşünüyordum. Bu yüzden lise eğitimimi o dönem yeni açılan Cağaloğlu Anadolu Moda Tasarımı Meslek Lisesi’nde aldım. Sonra da Yeditepe Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Moda ve Tekstil Tasarımı Bölümüne devam ettim.  Okuldan sonra ise Abbate’de çalışmaya başladım. Ümit Ünal o zaman markanın kreatif direktörüydü.   Şu an sektörde söz sahibi tasarımcılardan oluşan güzel bir ekiple birlikte çalışma şansım oldu. Dolayısı ile hem önemli bir iş tecrübesi kazanmış, hem de estetik anlamda bana çok şey kattan profesyonel bir başlangıç yapmış oldum. Çalışmaya devam ederken 2004 yılındaki Koza yarışmasına katıldım ve ikinci oldum. Ödül olarak aldığım bursla Floransa’ya giderek Polimoda International Institute Master Advanced programına başladım. Ağustos 2006’da bu eğitimimi tamamlayıp İstanbul’a dönmem ile birlikte Mudo Collection Erkek koleksiyon tasarımcısı olarak çalışmaya başladım.

Uzun yıllar sektörde erkeklere yönelik son derece ticari işler, coğunluğa hitap eden koleksiyonlar yaptıktan sonra, Giray Sepin markasıyla yeni, daha kişisel bir stil anlayışı yaratmak istedim.

Markamın ve sunduğum stilin temelinde yaşadığım coğrafyadaki çok kültürlülüğün izleri var. Geleneksel referansları çağdaş bir bakış açısıyla yorumlamaktan keyif alıyorum. Geçmiş – gelecek,  tasarım – fonksiyonla birleşiyor.   Formlarla oynamayı, farklı katmanları bir araya getirmeyi ve bu katmanlar sayesinde yeni hikayeler anlatmayı seviyorum.

Cinsiyet ayırımı yapmadan; ön yargılarından arınmış, etrafta bulunanın dışında farklı ürünler arayan; giydiği şeyle eğlenebilen, cesur, stil ve zevk sahibi herkes Giray Sepin’de bir şeyler bulabilir.

Hem Mudo Collection Erkek Tasarım Danışmanı olarak çalışmakta hem de bir yandan kendi markanızın yönetimini yapmaktasınız. Her ikisini birlikte nasıl yürütüyorsunuz?

Yıllardır edindiğim tecrübe bana zamanımı iyi kullanmayı öğretti. İşin püf noktasının bu olduğunu düşünüyorum.

Mudo, köklü ve kendi stili olan bir marka. Dolayısı ile ekip olarak o stili bozmadan markayı yine de farklı bir yere taşıyacak koleksiyonlar çıkarmak için çalışıyoruz. Elimizde markanın kültürüyle edindiğiniz geçmiş veriler, pazarın beklentileri ve güncel moda trendleri var. Bunları doğru şekilde bir araya getirecek tecrübeye sahip olduğunuzda başarılı bir sonuca ulaşıyorsunuz.  Bu da sizi yeni serüvenler için motive ediyor.

Kendi koleksiyonlarımda  sınırlarımı kendim belirliyorum ve nispeten özgürce nefes alabildiğim bir alan yaratıyorum… Risk ve sorumluluğu tek başıma alıyorum. Karşıma çıkan her probleme çözüm bularak sürekli öğrenmeye devam ediyorum.

İşinizi heyacanını kaybetmeden, doğru yönde programlayarak yaptığınızda başka alanlara da zaman ayırabiliyorsunuz. İki yıla yakın bir süredir bu zamanı Istanbul Moda Akademisinde vermeye devam ettiğim derslere ayırıyorum.

Türkiye’deki hem tasarımcı hem de perakende moda markalarının yönetim stratejilerini ve koleksiyonlarını nasıl değerlendiriyorsunuz?

Uluslararası alanda güçlü olan markaların pazara girişiyle artan rekabet ortamının Türk marka ve tasarımcılarını da kurumsal bir bakış açısı kazanmaya teşvik ettiğini düşünüyorum. Bu rekabet sayesinde daha yeni, güncel ve zamana ayak uyduran stratejiler geliştirmek kaçınılmaz oluyor. Çünkü artık her şey çok daha hızlı ve kesinlikle çabuk tüketiliyor!  Türk markaları bu değişimin gerisinde kalmamak için yeni fikirlere eskisinden daha fazla ihtiyacı olduğunu fark etti.  Tasarım ve kreatif  danışmanlık algısı yenilendi, marka tasarımcı işbirlikleri çoğaldı.  Koleksiyonlardaki PR ürünleri artık çok daha güncel.

Öte yandan, perakendenin kuralları gelişen teknolojik imkanlarla neredeyse baştan yazılıyor. Tüm markalar çevrim içi varlıklarını ve bu alanda sundukları deneyimi- hizmeti geliştirerek  değişme hevesindeler.

Markalar farklılaşabilecekleri bir alan, bir özellik bularak  hedef kitlelerine ulaşmaya çalışıyor. El işçiliği, sportif yaşam geri dönüşüm sosyal sorumlu duruş vb. Yönetim anlayışları da bu doğrultuda dijitalleşiyor.  Tasarımcılar da fiziki mağazalara sahip olmanın ya da var olan mağazalarda ürünleriyle bulunmaktan daha çok sosyal platformlar üzerinden tüketicisine ulaşmaya çalışıyorlar.

Sizce global anlamda moda sektörünün dinamikleri değişti mi? Tüketiciler trendi eskisi kadar sıkı takip ediyorlar mı?

Modanın kendisi kadar hızlı olmasa da endüstri içinde değişimler oluyor tabii. Tom Ford ve Burberry ile popülerleşen Shop The Show kavramı bu değişimde ilk aklıma gelen örneklerden.  Büyük markaların erkek kadın koleksiyonlarını aynı defile ile sunmaya başlaması sektörün bütçelerini kısmasıyla ilgili önemli ayrıntılardan bence.  Doğaya duyarlı geri dönüşüme uygun üretim sistemlerinin geliştirilmesi ve tüketim hızının karşısında duran ‘slow fashion’ markalarının artmaya başlaması kayda değer değişimlerden. ‘Modest Fashion’ olarak adlandırılan yeni akım tasarımcı ve markaların artışı da sektörde farklı alanların açıldığını gösteriyor. Trendlerin takibi de değişim hızına paralel hızlanmış gibi görünse de farklı gruplara göre değişiklik gösteriyor.  Doğru tahmin yürütebilmek  için spesifik bir grup üzerinden incelemek gerekli.

Mesleğiniz gereği hiç hukuki bir meseleyle uğraşmak zorunda kaldınız mı?

Henüz olmadı. Umarım gelecekte de olmaz

ModaHukuku’yla ya da Moda Hukuku Enstitüsü’yle nasıl tanıştınız? 

İlk kez, İstanbul Fashion Incube tasarımcıları için verilen bir eğitimde bir araya gelmiştik.

  • HM South Africa Özür
  • HM South Africa
  • IMG_1733
  • weeknd

H&M Yine Yaptı!

H&M’e İnanabilirdik, İlk Defa Olsaydı…

Geçtiğimiz günlerde H&M yeni çıkardığı çocuk koleksiyonun tanıtımı için, siyahi bir çocuk mankene “Ormanın en havalı maymunu” yazan bir kapüşonlu giydirmesi sebebiyle sosyal medyada oldukça ağır eleştirilmişti. Bu hareketin ırkçı ve kabul edilemez olduğunu belirten sosyal medya kullanıcılarının yorumları üzerine H&M ürünün görselini sitesinden kaldırdı. Tepkilerin devam etmesi üzerine H&M kamuoyu nezdinde; “bu hareketimiz herhangi birini incittiyse özür dileriz,” açıklamasında bulundu. H&M ile son koleksiyonda işbirliği yapan The Weekend de bu ırkçı harekete kayıtsız kalmayarak, ünlü markayla çalışmayacaklarını duyurdu.

Aslında H&M’in bu hareketi, ne yazık ki ilk hatası değildi. H&M, son 10 yılda, buna benzer ayrımcılıklar yaparak tepki topladı. Öncelikle 2009 yılında, H&M Israil’de açacağı mağaza için bir mağaza müdürü işe almış ve mağaza müdürü H&M’in İsveç yetkilileri tarafından bir yemeğe davet edilmişti. Yemek yenilecek yerin Yahudi inançlarına göre “koşer” olmadığını söyleyerek yemek davetini reddeden mağaza müdürü işten çıkarılmıştı. İşten çıkarılma nedeninin “kültürel farklılıklar” olduğunu öne süren H&M’e, eski mağaza müdürü 105 bin dolarlık dava açtı.

Ardından, 2014 yılında Amerika, Oregon’da yer alan H&M mağazasına giren Afro-Amerikan Brenda Moaning, mağazanın güvenlik görevlisi tarafından hırsızlıkla suçlandığını iddia ederek H&M’e dava açtı. Güvenlik görevlisine aldığı her ürünün fişini beyan eden Moaning, sadece “siyahi” olduğu için kendisine hırsız muamelesi yapıldığını belirtti. Moaning’i haklı bulan mahkemede, H&M 105 bin dolar tazminat cezası ödedi.

Son olarak, 2015 yılında H&M yine ırkçılık iddiasıyla karşı karşıya kaldı. Tlalane Letlhaku isminde bir Twitter kullanıcısı, H&M’in Güney Afrika Twitter hesabına bir yorum yazarak reklamlarında ve ürün kampanyalarında daha fazla sayıda siyahi modelin kullanılmasını rica etti. H&M Letlhaku’ya yanıt olarak, pazarlama faaliyetlerinde “pozitif bir duruş” sergilemek ve “ilham vermek” için model seçimini profesyonel bir şekilde yaptıklarını yazdı. Bunun üzerine H&M yine sosyal medya üzerinden ayrımcılık yapmakla suçlandı ve yine Twitter’daki bu cevabı yüzünden kamuoyu nezdinde özür diledi.

  • 10898023_933492216670407_3473648958916926353_n
  • H1
  • H2
  • H3
  • H4

MODA HUKUKU 2017 HABERLERİ

 

2017 Yılının En Dikkat Çeken Moda Hukuku Haberleri

Ocak 2017

Nike v. Eski Çalışanları

Nike eski üç tasarımcısına, ticari sırlarını adidas’a sattıkları gerekçesiyle 10 milyon dolarlık tazminat davası açtı.

Burberry v. Burberry Perry

Burberry, rapçi Burberry Perry’e karşı açtığı davayı kazandı. Burberry Perry, ünlü markanın logosunu ve ekose desenini taklit etmekten suçlu bulundu.

Rick Owens v. Barbara Mariani

Barbara Mariani, Rick Owens’a 2.5 milyon dolarlık tazminat davası açtı. Mariani’nin iddiasına göre, Rick Owens Londra’da ve Paris’te Mariani’nin de %10 ortaklığının bulunduğu 2 mağazasındaki payını bırakması için kendisine baskı yapıyor.

New Balance – Made in the USA

Kaliforniya’da yaşayan 3 kişi New Balance’ın “Made in the USA” yazılı ayakkabılarının tamamının Amerika’da üretilmediğini ve bu ibarenin tüketiciyi yanılttığını ifade ederek Boston merkezli firmaya dava açtı. Davacılar, söz konusu ibarenin ürünlere eklenmesinin sebebinin ayakkabıları daha yüksek fiyattan satmak olduğunu ve bu sebeple firmanın tüketicileri kandırdıklarını iddia etti.

Şubat 2017

Kylie Jenner v. Kylie Minogue

Kylie Jenner moda ve kozmetik ürünlerinde kullanacağı bir marka olarak “Kylie” markası için tescil başvurusu gerçekleştirmişti. Ancak Kylie Minogue, kendisinin “Kylie Minogue Darling” , ” Lucky – the Kylie Minogue Musical”, “Kylie Minogue” markalarına ve 1996 yılından beri Kylie.com alan adına sahip olduğunu belirterek Jenner’ın yapmış olduğu başvuruya itiraz etti. Bunun üzerine Amerika Patent Ofisi Kylie Jenner’ın başvurusunu reddetti ve yasal savaşı Kylie Minogue kazanmış oldu.

Michael Kors v. Swatch

Michael Kors, yeni çıkardığı akıllı saat ürünlerinin adını “Michael Kors Access” olarak tescil ettirmek üzere Amerika Patent Ofisi’ne başvurdu. Swatch markası ise bu başvuruya itiraz ederek söz konusu ürünlerin adının kendilerine ait olan ve 1996 yılından beri tescilli olarak kullandıkları “Swatch Access” markasıyla iltibas yaratacağını belirtti.

Çin’de Taklit Kozmetik Baskını

Çin polisleri değeri 120 milyon dolar olan ve içinde taklit kozmetik ürünler bulunan 1.200 kutuyu ele geçirdi. Taklitçilikle savaşa devam eden Çin otoriteleri, geçtiğimiz yıl toplamda 170.000 adet marka hakkına tecavüz davası açtı ve yaklaşık 20.000 şüpheliyi tutukladı.

Mart 2017

Louboutin’in Kırmızı Taban Markası İsviçre’de Reddedildi

Christian Louboutin’in “kırmızı taban markası” Belçika Mahkemesi tarafından Belçika, Lüksemburg ve Hollanda’da 2014 yılında hükümsüz kılınmıştı. Geçtiğimiz günlerde İsviçre de Louboutin’in kırmızı tabanı marka olarak kaydettirme başvurusunu reddetti.

Playnomore v. Hermès

Kasım 2015’te Hermès, Kore merkezli firma Playnomore’un “Shy Family” çantalarının, Hermès’in Birkin ve Kelly çantalarının taklidi olduğunu öne sürerek dava açmıştı. İlk dava Hermès’in lehine sonuçlanmış ve Playnomore’un yaklaşık 88bin dolar tazminat ödemesi kararlaştırılmıştı. Karara itiraz eden Playnomore, geçtiğimiz günlerde haklı bulundu ve çantalarda kullanılan göz ikonunun çantanın ayırt edici unsuru olduğuna karar verildi. Dava Playnomore lehine sonuçlandı.

The Row v. 185 Stajyer

2015 yılında, Mary-Kate ve Ashley Olsen’ın moda markası The Row için çalışan 185 stajyer, Olsen kardeşlerin stajyer ücretlerini ödemedikleri gerekçesiyle dava açmıştı. Geçtiğimiz hafta sonuçlanan davada, Olsen kardeşlerin 185 stajyerine 140bin dolar ödemesi gerektiğine karar verildi.

Adidas v. Puma

Adidas, Puma’nın yeni piyasaya sürdüğü dört çizgili kramponun kendilerinin markası olan üç çizgiyle iltibas yarattığını ve marka haklarına tecavüz ettiklerini iddia ederek dava açtı.

Dr. Martens v. Steve Madden

Dr. Martens Steve Madden’a ünlü botlarını taklit ettikleri gerekçesiyle dava açtı. Dr. Martens’in iddiasına göre, Steve Madden özellikle ayakkabıların tabanını taklit ederek, markanın ticari takdim şekline tecavüz etmiş oldu. Dr. Marten’s, Steve Madden’in söz konusu ürünlerin satışını durdurmasını ve milyon dolarlık zararlarını karşılamasını talep etti.

Coachella v. Urban Outfitters

Coachella Müzik ve Sanat Festivali, Urban Outfitters’a dava açtı. Coachella’nın iddiasına göre, Urban Outfitters, ürünlerinde “Coachella Mini Elbise” , “Coachella Botu” “Coachella Vadisi Tünik” gibi isimler kullanarak müzik etkinliğinden kazanç sağlıyor ve algı karışıklığına yol açıyor.

Nisan 2017

İpek Irgıt (Kiini) v. Victoria’s Secret

Kiini markasının kurucusu İpek Irgit 2015 yılında markanın imzası haline gelen kanaviçe bikini modelini taklit ettiği gerekçesiyle Victoria’s Secret’e dava açmıştı. Geçtiğimiz günlerde iki marka aralarında anlaşmaya vardılar. Anlaşmanın şartları gizli tutuldu ancak davada istenen tazminatın 150.000$ olduğu biliniyordu.

Kaliforniya Adil İstihdam Kurumu v. Forever 21

Medeni haklar konusunda faaliyet gösteren Kaliforniya Adil İstihdam Kurumu, Forever 21’ın mağazalarında uyguladığı ‘sadece İngilizce konuşan kişileri işe alma politikası’nı hukuka aykırı bulması sebebiyle perakende devine dava açtı.

Gucci Amerika v. Taklitçiler

Gucci Amerika, e-ticaret siteleri üzerinden taklitçilik yapan şirketlere karşı açtığı dava sonucunda 9 milyon dolar tazminat kazandı.

Zara Kurbağa Desenli Denim Eteğini Piyasadan Çekti

Zara kurbağa desenli denim eteğini sosyal medyadaki tepkilerden sonra piyasadan çekti. Etek üstündeki kurbağa deseni, Pepe The Frog olarak bilinen ve aşırı sağcıların sembolü haline gelerek neo-Nazi’ler tarafından kullanılan kurbağaya benzemesi sebebiyle oldukça tepki toplamıştı.

Adidas v. Tesla

Adidas, Tesla’nın yeni çıkardığı Model 3 arabasında kullanılan üç çizginin kendilerinin eski logosuna benzediğini iddia ederek dava açmıştı. Bunun üzerine Tesla, Model 3 logosunu değiştirerek, logoda üç çizgi yerine rakam olarak 3’ü kullandı.

Mayıs 2017

Fransa’da Modellere Doktor Raporu Zorunluluğu

Fransa’da modellere, podyuma çıkmadan önce doktordan sağlık raporu alma zorunluluğu getirildi. Rapor alınmaması halinde model ajanslarına altı ay hapis ve 75 bin euro’ya kadar para cezası verilecek.

Hugo Boss, Gucci, Lacoste v. Equivalenza

Hugo Boss, Gucci ve Lacoste parfümlerinin benzerlerini piyasaya sürdüğü ve tescilli markalarını kullandığı gerekçesiyle düşük fiyatlı kozmetik ürün ve parfüm satan İspanyol şirket Equivalenza’ya dava açmıştı. Geçtiğimiz günlerde dava Equivalenza aleyhine sonuçlandı. Mahkeme, söz konusu şirketin ünlü markaların parfümlerini taklit ederek haksız rekabete yol açtığı kararını verdi.

Gucci v. Gucci Bistro

Ünlü moda markası Gucci, Tuscan’lı dört kardeş olan Fabio, Barbara, Laura ve Martina Gucci tarafından açılan Gucci Bistro’nun kapanması için yasal işlem başlatacaklarını duyurmuştu. Geçtiğimiz günlerde dört kardeş söz konusu restoranın ismini GI olarak değiştirdiler. Kartvizit ve restoranın kapısındaki ismi değiştirme masraflarını ise moda eviyle paylaştılar.

Haziran 2017

Selima Optique v. Kering

Selima Optique, Kering’e karşı toplu dava açarak Yves Saint Laurent, Gucci ve Stella McCartney gibi Kering Grup markalarının gözlüklerinde bulunan “Made in Italy” yazısının “kasıtlı bir şekilde hatalı” olarak yazıldığını iddia etti. Selima Optique’in iddialarına göre, Kering Eyewear ürünleri Çin’de üretiliyor ve İtalya’ya gönderilmeden önce birleştirilerek ‘Made in Italy’ olarak damgalanıyor.

Louis Vuitton v. Taklitçiler

Louis Vuitton Amazon’dan taklit LV ürünlerini satan taklitçilere karşı başlattığı 60 milyon dolarlık savaşı kazandı.

Kendall & Kylie Jenner v. Notorious B.I.G

Kendall ve Kylie Jenner yeni tshirt koleksiyonlarında Tupac Shakur, Biggie Smalls gibi birçok ikonik müzisyenin görselini kullanmış ve tepki toplamıştı. Notorious B.I.G ve The Doors, Jenner kardeşlere bu sebeple dava açma tehdidinde bulunmuşlardı. Bu uyarının ardından Jenner kardeşler özür dileyerek tshirt koleksiyonlarını piyasadan çekmeye karar verdiklerini açıkladı.

Temmuz 2017

Chanel’in 3 Milyon Dolarlık Zaferi

Chanel, Amazon üzerinden kendi logosuyla satılan taklit ürünler 30 satıcıya karşı açtığı davayı kazandı. Chanel yaklaşık 3 milyon dolar tazminat kazandı.

Jessica Alba’nın Şirketi Honest Co.’nun Yanıltıcı Etiketleri

Jessica Alba’nın kurduğu Honest Co şirketinin ev ve kişisel bakım ürünlerinin “doğal, bitki bazlı veya kimyasal içermeyen” şeklinde yanıltıcı bir şekilde etiketlenmeleri sonucunda şirkete yeni bir dava açılmıştı. Geçtiğimiz günlerde davanın kapanması için taraflar arasında 7,35 milyon dolarlık bir uzlaşma sağladı.

Yüzüklerin Efendisi v. Warner Bros

JRR Tolkien’in mirasçıları, Yüzüklerin Efendisi figürinlerini, kırtasiye malzemelerini ve kıyafetlerini izinsiz olarak kullanan Warner Bros’a 104.6 milyon dolarlık tazminat davası açtı.

Moda öğrencisi Terrence Zhou v. Viktor & Rolf

Moda öğrencisi Terrence Zhou, Viktor & Rolf’a staj başvurusu kapsamında sunduğu portfolyosundaki “haute couture action dolls” konseptinin marka tarafından taklit edildiğini iddia etti. Viktor & Rolf Zhou’nun iddialarını reddetti, yine de Zhou ünlü moda markasına karşı dava açabilir.

Ağustos 2017

Fransa’dan Rötüş Kanunu

Fransa’da yeni kabul edilen mevzuata göre, moda ve kozmetik sektöründe kullanılan ticari fotoğraflardaki modellerin vücut görünümleri değiştirilmiş ya da rötüşlanmışsa, söz konusu fotoğraf üzerinde bu bilginin paylaşılması gerekiyor. 1 Ekim 2017’de yürürlüğe girecek bu yeni mevzuat, söz konusu fotoğraflarda ‘photographie retouchée’ veya ‘photo retouchée’ etiketinin kullanılmasını zorunlu hale getiriyor; bu kurala uymayan şirketlere ise her ihlal için 37.500 €’ya kadar para cezası kesilebilecek.

Under Armour v. Uncle Martian

Under Armour, 2016 yılında Çinli giyim firması Uncle Martian’ı Under Armour’un logosunu ve Curry 2 spor ayakkabı modelini taklit ettiği gerekçesiyle dava etmişti. Geçtiğimiz günlerde görülen davada ünlü sporgiyim markası marka hakkına tecavüz davasını kazandı ve mahkeme Uncle Martian’ın elindeki tüm taklit ürünleri imha etmesine, yaklaşık 300.000 $ tazminat ödemesine ve marka ihlalinin olumsuz etkilerini ortadan kaldırmak için bir basın açıklaması yapması gerektiğine karar verdi.

Tiffany&Co. v. Costco

2013 yılında Tiffany, Costco’daki satış danışmanlarının, bazı elmas yüzükleri müşterilerine “Tiffany” stili olarak sattıklarını keşfettikten sonra Costco’ya dava açmıştı. Geçen pazartesi mahkeme, Tiffany’nin adını kullanarak pazarlama yaptıkları gerekçesiyle Costco’nun 19 milyon dolardan fazla bir meblağda tazminat cezası ödemesini emretti.

Eski Katolik rahip Dennis Wyrzykowski v. L’Oréal

Eski Katolik rahip Dennis Wyrzykowski, fakirlere para toplamak üzere hayır için sattıkları anti-aging özelliği bulunan kırışık kreminin patentli formülünün L’Oréal tarafından çalındığını iddia ederek, ünlü kozmetik markasına karşı dava açtı.

Eylül 2017

ABD Eşit İstihdam Haklar Komisyonu v. Estée Lauder

ABD Eşit İstihdam Haklar Komisyonu, yeni baba olmuş kişilerin izinlerinde ayrımcılık yaptığı gerekçesiyle Estée Lauder’a karşı dava açtı. Soruşturmaya göre, Estée Lauder şirketinin ebeveyn izni politikası yeni babalara iki hafta, yeni annelere ise altı haftalık ücretli izin hakkı veriyor, bu durum ise işyerindeki erkeklere ayrımcılık yapıldığı anlamına geliyor. Estée Lauder dava hakkında henüz bir yorumda bulunmadı.

Fotoğrafçı Peter Cepeda v. Gigi Hadid

Fotoğrafçı Peter Cepeda, Gigi Hadid’i, fotoğrafçının izni olmadan Instagram ve Twitter hesaplarında 2016’da yılında çektiği bir resmi yayınladığı için dava etti. Cepeda’ya göre, Hadid’in Adidas özel tasarım ceketli fotoğrafının çekimi Temmuz 2016’da kendi ajansı INF Photo tarafından “özel” olarak gerçekleştirildi ve fotoğrafın telif hakkı bu nedenle kendi ajansına ait.

Maradona v. Dolce & Gabbana

Efsanevi futbolcu Diego Maradona, Dolce & Gabbana’nın Sonbahar 2016 Haute Couture koleksiyonunda kendi ismini izinsiz bir şekilde forma tasarımında kullandıkları için ünlü markanın tasarımcılarına dava açtı. D & G’nin kurucu ortağı Stefano Gabbana, Maradona’ya hürmetlerini sunmak için bu tasarımı yaptıklarını ve formanın satışa çıkmadığını belirtti. Ancak dava henüz çözümlenmedi.

Ekim 2017

Sephora Ruj Tester’ı Sebebiyle Dava Edildi

Kaliforniyalı bir kadın, manevi zarar gördüğü gerekçesiyle Sephora’yı dava etti. Zira, iddialara göre, kendisi Ekim 2015’te Sephora’nın Amerika’da bulunan mağazalarından birinde bir ruj tester’ı denedi ve bu nedenle uçuk kaptı.

#BravoİşçileriİçinAdalet

Zara’dan açlık sınırındaki maaşlarını bile alamayan işçiler giysilere yeni bir etiket basarak isyan etti. Zara ürünlerine “Alacağınız ürünü ben yaptım ama paramı alamadım” etiketleri basıldı. İşçiler, dünyanın en zengin dördüncü adamı olan marka sahibi Amancio Ortega’yı dünyaya şikayet etti. Change.org’ta “Zara, Next ve Mango’ya söyleyin: İşçilerinizin hakkı olan ücretleri ödeyin!” kampanyası başlatıldı.

Kasım 2017

Battle Fashions v. Under Armour

Battle Fashions Inc, Under Armour’un ürünlerinde kullandığı iki motto olan “I Can Do All Things” ve “I Can, I Will” sebebiyle kendilerinin marka haklarını ihlal ettiklerini iddia ederek dava açmıştı. Battle Fashions’a göre bu cümlelerle Under Armour, kendilerinin 2006 yılında tescilini aldığı “ICAN” ticari markasını ihlal ediyordu. Ancak geçtiğimiz günlerde Under Armour bu davaya itiraz ederek “I Can”i cümlelerin bir parçası olarak kullandığını, bunun adil bir kullanım olduğunu ve karışıklık yaratmadığını belirtti. Ayrıca Under Armour, karşı tarafın haklarını ihlal etmediklerini iddia ederek tespit davası açtı.

Aquazzura v. Ivanka Trump Davası Sonuçlandı

Aquazzura, Wild Thing modeli ayakkabı tasarımının Ivanka Trump’ın Hettie ayakkabısıyla “hemen hemen aynı” olduğu iddiasıyla Haziran 2016’da Trump’a dava açmıştı. Ancak Aquazzura, geçtiğimiz hafta Ivanka Trump’a karşı açtığı marka hakkına tecavüz davasından çekilmeyi kabul etti ve uzlaşma anlaşmasının şartları gizli kaldı.

Lisa Marie Fernandez v. Emily Ratajkowski

Aktris ve model Emily Ratajkowski 16 Kasım’da mayo markası Inamorata’yı piyasaya sürdü ve bir gün sonra tasarımcı Lisa Marie Fernandez, Ratajkowski’nin koleksiyonundaki iki tasarım için kendisine bir ihtarname gönderdi. İhtarnamede söz konusu iki tasarımın kendisinin 3 yıl önce çıkardıklarına çok benzediğini ve ürünlerinin üretimini durdurarak satıştan çekmesini iletti. Fernandez ayrıca, iki tasarımı Mayıs 2015’te tescil ettirdiğini gösteren iki adet Avrupa Birliği Topluluk Tasarım Kayıt belgesine sahip olduğunu belirtti. Söz konusu tescil, Fernandez’e tasarımlarını AB’de içinde 2020 yılına kadar tedarik, ithalat, ihracat veya dağıtma faaliyetlerinde kullanma konusunda tekel olmasını sağladı. ABD’de her ne kadar kıyafetler için ürün tescili yapılmasa da, Inamorata Swim markası ürünlerinin satışını uluslarası olarak yaptığı için, Fernandez AB Tasarım Kayıt belgelerini mahkemede kullanabilir. Emily Ratajkowski konuyla ilgili henüz bir yorum yapmadı.

Aralık 2017

Derya Gülseven v. Kanye West

Derya Gülseven, aralarındaki sözleşmeyi ihlal ettiği gerekçesiyle Kanye West ve West Brands’e dava açtı. Gülseven’in iddialarına göre Kanye West, İstanbul’daki üreticilerle iletişime geçerek markanın ürünlerinin üretilmesi ve ABD’ye dağıtılması için kendisiyle anlaştı. Açılan davada Gülseven, Yeezy Sezon 2, 3 ve 4 koleksiyonlarında giyim üretiminde yardımcı olduğunu ancak, ne anlaşmaya vardıkları % 7 oranındaki komisyonu, ne de gösterdiği çaba için herhangi bir ödeme almadığını iddia etti. Bunun üzerine Gülseven, geçtiğimiz günlerde açtığı davada West Brands yöneticilerinin kendisine borçlu olduğu her şeyi ödemesi için 228,000 dolar artı ceza tazminatı talebinde bulundu.

Patagonia v. Donald Trump

Sürdürülebilir moda stratejileri ile tanınan ünlü outdoor kıyafet markası Patagonia, milli toprakların korunması konusunda Amerika tarihindeki en büyük ihlali gerçekleştiren Trump yönetimini dava edeceğini duyurdu. Zira Trump geçtiğimiz günlerde Utah’ta bulunan ve kırmızı kayalardan oluşan geniş bir kanyon olan Bears Ears Ulusal Anıtı’nın boyutunu yüzde 85 oranında azaltacağını belirtti. Bu, 1.5 milyon dönümlük alanın 228.000 dönüme kadar küçültüleceği anlamına geliyor. Patagonia’ya göre bu karar “yasadışı” ve “Amerikan tarihinde korunan bir arazinin en büyük oranda küçültülmesi” niteliğinde.

Wildfox v. H&M

Los Angeles merkezli moda markası Wildfox, marka hakkına tecavüz ettiği gerekçesiyle H&M’e dava açtı. Wildfox’a göre H&M, özellikle “Toronto Wildfox” yazılı bir sweatshirt tasarımı ile WILDFOX markasının haklarını ihlal etti. Ancak H&M savunmasında, “Wildfox” un adını rastgele olarak Toronto merkezli hayali bir takımın adı olarak seçtiklerini iddia etti. Bununla birlikte, Wildfox, şikayetinde H&M tarafından satılan sweatshirt’ün tüketiciler için kafa karıştırıcı olduğunu belirtti ve H&M’in söz konusu ürün fotoğrafını Instagram üzerinden paylaşan birçok müşterinin Wildfox’u etiketlediğini bu duruma örnek olarak gösterdi. Wildfox, mahkemeden, hak ihlali oluşturan ürünlerin imha edilmesini ve ürünlerin satışından elde edilen tüm kazancın kendilerine verilmesini istiyor.

 

  • HATİCE GOKCE PORTRAIT

HATİCE GÖKÇE RÖPORTAJI

Bize biraz kendinizden bahsedebilir misiniz?

Kendi adımı taşıyan bir modaevinin direktörüyüm. Markamı 2000 yılında kurdum. Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi’nden mezun oldum Birleşmiş Milletler’in desteklediği sosyal sorumluluk projesi “Argande”nin 2008 yılından beri tasarım  koordinatörlüğünü üstleniyorum.

Moda sektöründe tasarımcı olarak markalaşmak oldukça zor. Siz bunu başaran nadir tasarımcılardansınız; bugün Tarkan, Mabel Matiz, Yalın gibi birçok sanatçı Hatice Gökçe imzasını taşıyan özel tasarımlar giymekteler. Bu doğrultuda markanız için uyguladığınız moda yönetimi stratejileri nelerdir?

Gerçek tasarım unsularını barındıran ve sürekli yenilenen bir marka olmayı hedefledik bugün kadar. Bunda direnmek bizi zorlasa da vazgeçmedik. Ve bugünlere gelebildik. Klasik giyimin kodlarını yıkmak bir anlamda yıkıma uğratmak ana uğraşımız. Tasarımlarımla erkek terziliğine duyduğum saygı ve erkek giyimine harcadığım uzun mesaiden ve tutkumdan gelen deneyimi paylaşıyorum müşterilerimle. Malzeme, zaman veya özel tasarımdan taviz vermiyoruz. Detaylarda hassasiyet çok önemlidir makamız için. İmzamı taşıyan dikişler ve çalışmalarımdaki temaların devamlılığını sağlayan, tasarımın yanında oluşturduğumuz terzilik detaylarıdır.  Çok kıymetli ustalarla çalışıyorum.

Her şeyin dijitalleştiği bir çağdayız. Endüstri 4.0 her sektör gibi modanın dinamiklerini de oldukça etkiledi. Hatice Gökçe markasının dijitalleşme süreci nasıl ilerliyor? E-ticareti kullanan markalardan mısınız?

Markamızla, pek çok online satış sitesinde son 7 yılda satış yaptık. Her yıl daha da yükselmekte olan erkek giyim satış grafiğine şahit olduğumu söylemeliyim. Ve bütün bunların sonucunda geçen yıl kendi online satış sitemi açmak üzere harekete geçtim. 2018 yılının ilk aylarında online satış sitemiz yine benim ve Zehra Zülfikar’ın kurduğu yeni bir alt marka (yine erkek giyim markası) ile yola çıkmış olacak.

Sizce moda sektöründe hukuka ihtiyaç var mı?

Kesinlikle var. Artık ülkemizde moda sektörü bir endüstriye dönüştü. Bunun gereği olarak ticari işbirliklerinde biz tasarımcıların eli çok güçlü. Tasarımcının önemi, değeri ve gücü fark edildi. Bu da bize hukuk yolu ile korunma yollarını bilmeyi öğretti.

Mesleğiniz gereği hiç hukuki bir meseleyle uğraşmak zorunda kaldınız mı?

Evet 2 önemli dava açtım. İlk davayı açtıktan 7 yıl 4 ay sonra kazandım.

Bu süreç oldukça öğretici idi. Diğer davada ise ne yazık ki yanlış mahkemede açıldığı için haklı olduğum halde kazanamadım.

Moda Hukuku’nu ya da Moda Hukuku Enstitüsü’nü daha önce duymuş muydunuz?

Açıldığı ilk andan beri takipçinizim ve çok önemli bir alanda hizmet verdiğinizi düşünüyorum. Gelecek yıllar içinde işiniz çok yoğun olacak ve ilk olduğunuz için de yeriniz hep ayrı olacak.

  • adidas-art-basel-eqt-lawsuit-001
  • adidas-art-basel-lawsuit-news-design_dezeen_hero

ADİDAS İTİRAF ETTİ.

Adidas, geçtiğimiz aylarda özel bir koleksiyon çıkararak sınırlı sayıda spor ayakkabısının üzerine «Art Basel» ibaresini eklemişti. «Art Basel» ibaresinin kendilerinden izin alınmadan kullanıldığını tespit eden Art Basel organizatörleri, Mayıs ayında  Adidas’a dava açmıştı. Geçtiğimiz günlerde Adidas, Art Basel organizatörleri ile bir uzlaşmaya varmak adına, bu ibareyi kullanmak için bir lisans almadığını, sanat fuarına ortak ya da sponsor olmadığını kabul etti. Ayrıca firma, bu durumdan dolayı pişmanlığını ve Art Basel’in açtığı davanın dostane çözüldüğüne memnun olduğunu belirtti. Haberin tamamı gazetemizin on beşinci sayısında okuyabilirsiniz. 

Moda Hukuku Gazetesi’nin on beşinci sayısında ayrıca, Gucci ve Forever 21 arasındaki şerit savaşını, Emily Ratajkowski’nin yeni markasındaki bikinilerin taklit olduğuna dair haberi, Australian Leather’ın kurucusu Adnan Oygur ile UGG’ın hukuki mücadelesini, Chanel’in online satmama kararının detaylarını ve moda tasarımcısı Hatice Gökçe ile gerçekleştirdiğimiz keyifli röportajın detaylarını okuyabilirsiniz.

MODA HUKUKU GAZETESİ

  • kardashian_family_vacation_galore_mag

Keeping Up With The Fashion Law

Kardashian ve Jenner Ailesi’nin Moda Hukuku Mücadelesi

Magazin gündemine damga vuran haberleriyle tanınan Kardashian ve Jenner ailesi, 2017 yılında moda hukukunun da gündemindeydi. Kim ve Khloe Kardashian’ların yanı sıra Kendall ve Kylie Jenner da kurdukları moda ve kozmetik markaları yüzünden sık sık hukuki mücadele vermek zorunda kaldı.

2017 yılı bitmek üzereyken Kardashian ve Jenner’ların bu yılki moda hukuku davalarını sizler için bir araya getirdik.

Kylie Jenner v. Kylie Minogue (Şubat 2017)

Kylie Jenner moda ve kozmetik ürünlerinde kullanacağı bir marka olarak “Kylie” markası için tescil başvurusu gerçekleştirmişti. Ancak Kylie Minogue, kendisinin “Kylie Minogue Darling”, ” Lucky – the Kylie Minogue Musical”, “Kylie Minogue” markalarına ve 1996 yılından beri Kylie.com alan adına sahip olduğunu belirterek Jenner’ın yapmış olduğu başvuruya itiraz etti. Bunun üzerine Amerika Patent Ofisi Kylie Jenner’ın başvurusunu reddetti ve yasal savaşı Kylie Minogue kazanmış oldu.

Kylie Jenner v. Haggerty (Şubat 2017)

Haggerty’nin Jenner’ın izinsiz olarak kullandığı görsellerle ilgili hukuki yollara başvuracağını açıklamasından sonra, Jenner’ın avukatları; telif hakkının sağladığı hukuki koruma kapsamında fikirlerin değil, sadece fikirlerin ifade ediliş şeklinin korunduğu ve bu nedenle Kylie Jenner’ın makyaj markasının görsellerinde kullanılan dudaktan akan metalik boyanın sadece Haggerty’nin fikirlerini somutlaştırdığını ve bu nedenle Haggerty’nin Kylie Jenner’a karşı ileri sürebileceği herhangi bir iddiasının bulunmadığını belirtti. Kylie Jenner’ın kullandığı görsellerin işleme eser olarak fikri ve sınai mülkiyet hukuku kapsamında ayrıca korunabilmesi ve bir ihlal teşkil etmemesi için Kylie Cosmetics ile ilişkili olarak kullanılan görsellerde, Haggerty’nin yaptığı çalışmalara kıyasla orijinalliği sağlayacak yeni teknikler kullanılmış olması gerekirdi. Haggerty’nin avukatları da Kylie Jenner’ın Vlada Haggerty ile özdeşleştirilmiş olan akışkan dudak sanat akımı ile ilgili görselleri kendi markasında birden çok kez, herhangi bir ön bildirimde bulunmadan ve lisans ücreti ödemeden kullanması nedeniyle Kylie Jenner’a dava açacaklarını Aralık 2016’da bildirmişti. Ancak dava açılacağının belirtmiş olması Kylie Jenner’ı işbirliği yapmaya ikna etti.

Kylie Jenner, Vlada Haggerty’nin dava açarak kazanabileceği tazminatı ve hatta daha fazlasını daha değişik bir yolla ödemeyi tercih etti. Vlada Haggerty kendisiyle özdeşleşmiş akışkan dudak sanat akımına ilişkin olarak tescili bulunmadığı için dava açması halinde tescil edilmiş eserlere sağlanan yasal tazminattan (‘Copyright Act’de belirtilen 150.000$) yararlanamayacak ancak eserinin izni dışında kullanılması nedeniyle uğradığı gerçek zararları talep edebilecekti.

Destiney Bleu v. Khloe Kardashian (Haziran 2017)

Beyoncé, Chris Brown gibi isimlerin tur gardıroplarını tasarlayan bağımsız moda tasarımcısı Destiney Bleu, vücudu saran tulumlarından birinin Khloe Kardashian’ın Good American markası tarafından taklit edildiğini iddia etti. Bleu, Twitter üzerinden yaptığı açıklamada kendisinin meşru kanıtı olduğunu; zira Khloe Kardashian’ın kendisinin her ürününden birer tane sipariş verdiğini ve vücut ölçülerine özel olarak diktirdiğini söyledi.

Kendall & Kylie Jenner v. Notorious B.I.G (Haziran 2017)

Kendall ve Kylie Jenner yeni tshirt koleksiyonlarında Tupac Shakur, Biggie Smalls gibi birçok ikonik müzisyenin görselini kullanmış ve tepki toplamıştı. Notorious B.I.G ve The Doors, Jenner kardeşlere bu sebeple dava açma tehdidinde bulunmuşlardı. Bu uyarının ardından Jenner kardeşler özür dileyerek tshirt koleksiyonlarını piyasadan çekmeye karar verdiklerini açıkladı.

Kim Kardashian v. Kjaer Weis (Temmuz 2017)

Kim Kardashian, KKW isminde bir kozmetik markası kurduğunu açıklamasının ardından, makyaj markası Kjaer Weis’in kurucusu Kirsten Kjaer Weis, Kim Kardashian’a dava açacağını söyledi. Zira Weis’e göre, Kim Kardashian bilerek ve kasıtlı olarak kendisinin logosunu ve şirketinin ürünlerini taklit etti.

Derya Gülseven v. Kanye West (Aralık 2017)

Derya Gülseven, aralarındaki sözleşmeyi ihlal ettiği gerekçesiyle Kanye West ve West Brands’e dava açtı. Gülseven’in iddialarına göre Kanye West, İstanbul’daki üreticilerle iletişime geçerek markanın ürünlerinin üretilmesi ve ABD’ye dağıtılması için kendisiyle anlaştı. Açılan davada Gülseven, Yeezy Sezon 2, 3 ve 4 koleksiyonlarında giyim üretiminde yardımcı olduğunu ancak, ne anlaşmaya vardıkları % 7 oranındaki komisyonu, ne de gösterdiği çaba için herhangi bir ödeme almadığını iddia etti. Bunun üzerine Gülseven, geçtiğimiz günlerde açtığı davada West Brands yöneticilerinin kendisine borçlu olduğu her şeyi ödemesi için 228,000 dolar artı ceza tazminatı talebinde bulundu.

  • IMG_0604
  • IMG_0605
  • IMG_0608

Los Angeles merkezli moda markası Wıldfox, marka hakkına tecavüz ettiği gerekçesiyle H&M’e dava açtı.

Wildfox’a göre H&M, özellikle “Toronto Wildfox” yazılı bir sweatshirt tasarımı ile WILDFOX markasının haklarını ihlal etti. Ancak H&M savunmasında, “Wildfox” un adını rastgele olarak Toronto merkezli hayali bir takımın adı olarak seçtiklerini iddia etti. Bununla birlikte, Wildfox, şikayetinde H&M tarafından satılan sweatshirt’ün tüketiciler için kafa karıştırıcı olduğunu belirtti ve H&M’in söz konusu ürün fotoğrafını Instagram üzerinden paylaşan birçok müşterinin Wildfox’u etiketlediğini bu duruma örnek olarak gösterdi. Wildfox, mahkemeden, hak ihlali oluşturan ürünlerin imha edilmesini ve ürünlerin satışından elde edilen tüm kazancın kendilerine verilmesini istiyor.

Los Angeles-based fashion brand Wildfox sued H&M for trademark infringement. 

According to Wildfox, H&M is infringing on the WILDFOX trademark, specifically with a sweatshirt with “Toronto Wildfox” phrase. H&M claimed that it “selected the name ‘Wildfox’ arbitrarily as the name of a fictitious team based in Toronto.” However, in their complaint Wildfox stated that the sale of the H&M sweatshirt is confusing consumers, for instance, several customers tagged Wildfox on Instagram while posting a photo of the H&M item. Wildfox is asking the court to order H&M’s infringing products to be destroyed and to award to Wildfox all profits earned from the sale of the items.

  • Slayt1
  • Slayt2
  • Slayt3
  • Slayt4
  • Slayt5
  • Slayt6
  • Slayt7

Moda Hukuku 101 ve 201 Eğitimleri 23 Eylül’de Conrad Hotel’de Başlıyor.

Moda sektörünün dinamiklerini ve hukukun farklı disiplinlerinin modayla ilişkisini anlamak isteyen geleceğin moda hukukçuları için özel hazırlanan Türkiye’nin ilk ve tek Moda Hukuku Eğitim Programı, 23 Eylül’de Conrad Otel’de başlıyor. Alanında uzman avukatlar ve moda yöneticileri tarafından oluşturulan konu başlıkları kapsamında moda hukuku hem teorik olarak ele alınacak hem de vaka çalışmaları ile uygulamaları olarak incelenecektir.

Counterfeıt Culture, South Korea

Özellikle sokak modasıyla ilgili yaptığı haberlerle bilinen Highsnobiety bu kez Güney Kore’deki taklit giyim ürünleri pazarının belgeselini çekti. Counterfeit Culture isimli belgeselde paylaşılan bilgilere göre Güney Kore dünyanın en zengin 14. ülkesi ve Seoul dünyanın en zengin 5. şehri. Güney Kore’nin genç jenerasyonu ise sokak kültürüne ve global trendlere oldukça düşkün, bu da özellikle Off White, Champions gibi streetwear markalarının Güney Kore’de sıkça taklit edilmesine yol açıyor. Uluslararası Ticari Markalar Derneği ve Uluslararası Ticaret Odası raporuna göre, sahte ürünlerin en büyük üreticileri arasında yer alan Çin ve Güney Kore’nin ürettiği ürünler sebebiyle korsanlığın küresel ekonomik değeri 2022 yılına kadar 2.3 trilyon dolara ulaşabilir. 

  • Kaft Egitim
  • kaft tesekkur
  • Mhe Egitim 3
  • Unilever Egitim

IRMAK YILMAZ (BRANDCARED KURUCU ORTAĞI) RÖPORTAJI

Deterjan, Bilgisayar ve Moda Nasıl Bir Araya Geldi?

Irmak Yılmaz ile Türkiye’nin İlk ve Tek Moda Yönetim Şirketi BRANDCARED’e Dair

Bize kendinizden bahseder misiniz?

Marmara Üniversitesi ve Strasbourg Üniversitesi’nde Çeviribilim & İletişim bölümlerini bitirdikten sonra 3 yıl boyunca TÜBİTAK bursiyeri olarak Galatasaray Üniversitesi’nde Sociolinguistique alanında master eğitimi aldım ve dereceyle tamamladım. 286 moda markasını inceleyerek kullanılan dil, moda merkezleri, günümüz trendleri ve moda markalarının yönetim stratejilerinin birleşimi üzerine Fransızca olarak yazdığım tez, konusu itibariyle moda sektöründe dünyada yapılan ilk çalışma oldu. Ardından Paris’te Institut Supérieur Européen de la Mode’ta Moda Yönetimi ve Marketing eğitimleri ile Harrods, Selfridges, Farfetch, Victoria Beckham gibi markalarda Marka ve Strateji Direktörü olarak çalışan Susanne Tide-Frater’dan Buying & Merchindasing eğitimi aldım.

Vakko Esmod, Özlem Süer gibi hem eğitim odaklı hem de niş lüks tasarım markalarının yönetim departmanlarında çalıştım, aynı zamanda Türkiye’de ilk ve tek dünyada ise Amerika’dan sonra ikinci kurum olan Moda Hukuku Enstitüsü’nde Eğitim Koordinatörlüğü görevini üstlendim. Kısa süre önce yurt içindeki ve yurt dışındaki iş ortaklarımızla Türkiye’deki ilk ve tek moda yönetim şirketi Brandcared’i kurduk. Tüm bunların dışında Harvard Business Review Tr için moda yönetimi ve stratejileri üzerine analizler gerçekleştirmekte ve makaleler yazmaktayım.

Moda ve tekstil sektörünün yurt dışı tarafını da bilen biri olarak Türkiye’deki moda algısını nasıl değerlendiriyorsunuz?

Öncelikle Türkiye’deki moda algısıyla dünya genelindeki algı ve dinamikler çok farklı. Ülkemizde moda genellikle popüler kültürün bir parçası olarak görülüp belirli bir kalıbın içine sokulurken; dünyada tarihin, kültürün, insanların yaşayış biçimlerinin bir yansıması olarak kabul ediliyor. Zira moda ve tekstil sektörünün birçok atılımın kaynağı olduğu biliniyor. Örneğin Sanayii Devrimi’ni aslında tekstil sektörüne borçluyuz.

Bununla birlikte söz konusu sektör ülkelerin ekonomisinde de oldukça önemli bir rol oynuyor. Dünyanın en zengin kişileri listesinin en üst sıralarında moda, tekstil, kozmetik şirketleri sahipleri bulunuyor. Türkiye’de modanın renkli dünyası ardındaki bu ekonominin, stratejilerin ve yönetim inceliklerinin yeteri kadar algılanmadığı kanaatindeyim. Aslında bir noktada bu durum Türkiye’de moda yönetimi konusunda Türkçe kaynak ya da üniversitelerde herhangi bir ders veya bölüm bulunmamasından da kaynaklanıyor. Türkiye’de Brandcared’ten önce, bir moda yönetimi kurumu hatta moda yönetimine dair analizleri ve case study’leri okuyabileceğimiz bir kaynak dahi yoktu.  

Türkiye’nin ilk ve tek moda yönetim şirketi Brandcared’in kurucu ortaklarındansınız. Neden böyle bir girişimi hayata geçirmek istediniz?

Türkiye bildiğiniz üzere bir tekstil ülkesi, dünya markalarının birçoğu Türkiye’de üretim yapıyor. Tüm bu know-how’a rağmen dünyaya açılan bir marka geliştiremiyor olmamızın altında birçok sebebi var elbette ama en önemlisi markalaşma, yurt dışına açılma süreçlerinde moda markalarının ya da girişimcilerinin başvurabilecekleri, onlara danışmanlık sağlayabilecek herhangi bir kurum bulunmaması. Brandcared ilk olarak bu ihtiyaçtan doğdu. Yurt içi ve yurt dışındaki iş ortaklarımızla moda yönetimine dair tüm konularda danışmanlık sağlamaktayız. Bununla birlikte her sektöre yönelik olarak konsept eğitimlerimiz ve projelerimiz mevcut.

Brandcared’in faaliyetlerinden biraz daha detaylı bahsedebilir misiniz?

Brandcared’in ana olarak 3 faaliyeti bulunuyor.

İlki moda yönetimine dair analiz, strateji, konsept ve pazarlama aktiviteleri için tüm ölçekteki moda markalarına ve tasarımcılarına sağladığımız moda yönetimi danışmanlığı paketleri. İkincisi tüm sektörlere yönelik olarak bespoke yöntemiyle hazırladığımız modaya dair konsept eğitimler.

Üçüncüsü tüm sektörler ile moda tasarımcılarını ve markalarını bir araya getiren kazan-kazan prensibinde hazırladığımız projeler.

Farklı sektörlerle modayı nasıl bir araya getirdiğinizden bahsettiniz, örnek verebilir misiniz?

Örneğin, Unilever’in çalışanlarına yönelik olarak genel trend semineri ile motivasyon eğitimi düzenledik. Rinso, Yumoş, Omo markaları çalışanlarına ve yöneticilerine yönelik olarak deterjan sektörü ve moda sektörünün kesiştiği noktaları anlatan vaka çalışmaları, atölyeler ile eğitimler serisi düzenledik. Eğitim sonunda Rinso, Yumoş, Omo’nun ambalaj renklerinden pazarlama stratejilerine, hedef müşterileriyle kurduğu iletişimden değişen moda ürünleri için nasıl deterjan üretmesi gerektiğine kadar birçok konu görüşüldü.

Bir başka sektör olarak, Microsoft’taki eğitim serimizden bahsedebiliriz. Microsoft’un tüm çalışanlarına yönelik olarak sezon trendleri ve kurumsal giyim kodlarını ele alarak şirket çalışanlarının motivasyonunu arttırdık. Ardından yükselen moda ve teknoloji konusunu ele alarak, Microsoft’un bu pazarda nasıl pay alabileceğini, teknoloji markalarının moda sektöründeki etkinliklerini görüştük.

Projeler konusunda teknoloji, inşaat, mobilya, elektronik, beyaz eşya, seramik, telekomünikasyon, gıda, sağlık, hizmet, temizlik, bankacılık, otomobil vs. sektörlerindeki markalarla moda markalarını ya da moda şirketlerini bir araya getirerek her iki tarafın da yararlanabileceği kazan-kazan prensibinde projelerimiz bulunuyor. Yakın tarihte önemli bir moda markası ve teknoloji şirketini daha önce hiç yapılmamış bir projeyle bir araya getireceğiz. Detaylarını sosyal medya adreslerimizden takip edebilirsiniz.

Brandcared neden bu kadar farklı sektörü bir araya getiriyor?

Özellikle içinde bulunduğumuz yüzyılda hızlı ve çok yönlü olmak gerektiğine inanıyoruz. Yeni müşteri kitlesi bildiğiniz gibi Y kuşağı. Onların da en belirgin özellikleri aynı şekilde hız, çok yönlülük ve noktaları birleştirme gücü. Şu an herhangi bir markanın güçlü bir şekilde var olabilmesi için sadece ürün satması yetmiyor. Yeni müşteri kitlesine hitap edebilmek için tüm markaların sosyal sorumluluk, teknoloji ve geri dönüşüm yönü güçlü olan projelere imza atması ve markasını eğitimlerle desteklemesi gerekiyor.

Moda sektörü de artık eski bildiğimiz dinamiklere sahip değil, modanın tüm ezberlerini bozan Vetements, Supreme gibi aktivist sayabileceğimiz markalar şu an sektörde çok önemli rol oynuyor. Hatta, sektöre yön veren LVMH’in en önemli markalarından Louis Vuitton Y kuşağını yakalayabilmek için bu tür markalarla işbirliği yapıyor. Brandcared olarak resmin bütününü görebilen markaların bu yüzyılda kazanan taraf olacağına inanıyoruz. Bu yüzden büyük resmi görmekle kalmayıp onu inşa eden tarafta bulunmak için çok farklı sektörlerle çalışıyoruz.

Yazılar Link:

https://hbrturkiye.com/yazar/irmak-yilmaz

http://www.brandcared.com/blog

Brandcared Sosyal Medya Adresleri:

https://www.facebook.com/brandcared/

https://www.instagram.com/brandcared/

https://twitter.com/brandcared

https://www.linkedin.com/company/brandcared

www.brandcared.com

 

  • Tolga Turan 3
  • Tolga Turan1
  • Tolga Turan2.png

TOLGA TURAN RÖPORTAJI

Bize Tolga Turan’dan ve Chivit markasından bahsedebilir misiniz?

Marmara Güzel Sanatlar Fakültesi Tekstil Tasarım Bölümü Giyim Ana Sanat dalından 2002 senesinde dereceyle mezun oldum. Hemen ardından sektörde çalışmaya başladıktan sonra eğitimimi pekiştirip ufkumu genişletmek adına 2004 senesinde Londra Central Saint Martins College’da hem eğitim görüp hem de part-time olarak bir markanın tasarımlarını hazırladım. Türkiye’ye döndükten sonra askerlik görevimi yerine getirirken beraber çalıştığım Arzu Kaprol’den gelen haber üzerine son 1 aylık sürede Türk Silahlı Kuvvetleri askeri eğitim kıyafetini Coco Chanel’den sonra tasarlama şerefine ortak oldum. Arzu Kaprol’ün mentorluğunda Studio Kaprol platformunun hem danışmanlığını hem de erkek koleksiyonlarını 6 sezon boyunca üstlendim. İstanbul MBFW ve en son Berlin MBFW’de bu koleksiyonlarımızı defilelerimizle sergileme şansı bulduk. 2012 senesinde Elle Style Awards’da yılın genç tasarımcısı ödülüne layık görüldüm ve ödülümü aldıktan sonra hayatımın en anlamlı cevabı olan “Evet!”i sevgilim Özgül Özgüle’den aldım. 11 seneden beri Mudo ‘nun Fts 64 markasının  erkek koleksiyonlarının yöneticiliğini yapmaktayım. Bu görevime son 2 senedir danışmanlık vererek devam etmekteyim. Tüketim toplumunun yetişilemez hızından biraz olsun uzaklaşarak gerçekten sevdiğimiz işi yaparken kısa süre sonra İstanbul’dan uzaklaşabilmek adına Eşim Özgül ile beraber CHİVİT markamızı 2014 yılında hayata geçirdik. Kaybolan zanaatların ve ustaların arayışında kurduğumuz bu platform ismini doğal indigo boyamacılığına olan tutkumuzdan ve sezgilerimizin rengi mavinin doğadaki  bir numaralı pigment kaynağı çivit otundan aldı. Şu an yeterli tasarım anlayışıyla yorumladığımız tamamı doğal materyallerden ve derilerden bizzat elde kesip saraç işçiliği ile diktiğimiz zamansız ve sezonsuz aksesuarlar üretmekteyiz ve dediğim gibi en önemsediğimiz nokta bunları severek yapmak ve bizim gibi bu değerlere kayıtsız kalamayanlarla hikayelerimiz ve ürünlerimizi paylaşmak.

Sürdürülebilirlik moda sektörünün son trendlerinden ve sizin de oldukça önem verdiğiniz bir konu. Moda sektörü açısından sürdürülebilirliği nasıl değerlendiriyorsunuz?

Sürdürebilirlik aslında artık bir trend olmaktan çıktı, evet bir trend olarak lanse edilmesi gerekiyordu ki tüketmeye alışmış toplum tarafından kabul edilebilsin. Ne yazık ki bu tam da bu yüzden artık bir zorunluluk. Çünkü kaynaklarımızı çok hızlı ve hesapsızca tüketmeye devam ettiğimiz noktada ne moda sektörünün ne de diğer sektörlerin varlıklarını sürdürebilmesi dolayısıyla yaşamın sürdürülebilmesinin imkanı yok. Biz de bu yüzden sadece besin endüstrisinin çıktısı olan derileri dönüştürüp değerlendirmek adına deri kullanmaktayız kesinlikle egzotik tabir edilen sadece derisi için yetiştirilen hayvanların derilerini kullanmıyoruz. Zaman zaman bize ama deri kullanarak bu tüketimi desteklemişiz oluyorsunuz diyorlar fakat hangisi daha sürdürülebilir? Sentetik elyaflar petrolden imal ediliyor, doğal elyafların talebini karşılamak için temiz su tüketimi artıyor insanlar içecek suyu bile bulamazken… Biz bu derileri kullanmasak bile besin endüstrisi işlemeye devam edecek ve bu sefer bu deriler atık haline gelerek yok edilmek için yine doğal kaynaklar kullanılıyor olacak. Yani aslında sürdürülebilirlik tam olarak bu dengeyi kurmaktan geçiyor.  Sadece Hong Kong’da  saniyede 1400 adet t-shirt çöpe atılıyor! Bunu bir saniye düşünün lütfen.

Chivit markasının kurucusu ve tasarımcısı olmakla birlikte, aynı zamanda Mudo’nun erkek koleksiyonunun baş tasarımcısı olarak çalışmaktasınız. İkisini nasıl dengeliyorsunuz?

Bahsettiğiniz gibi Mudo’nun Fts 64 markasının erkek  koleksiyonunun danışmanlığını yapıyorum. Mudo Collection markasının danışmanı çok sevgili dostum Giray Sepin ile beraber çok büyük ve birbiriyle  yakın bir tasarım ekibiyle çalışmaktayız, o nedenle aramızdaki sinerji işimizi zevkle yapmamızı sağlıyor. Diğer yandan Chivit markamızı eşim Özgül ile birlikte ev-atölyemizde üretip yönettiğimiz için aslında tam olarak hayatımızın ayrılmaz bir parçası oldu. Oradaki dengeyi sağlamaya çalışırken kendimizi sürekli çizgi üzerine çektiğimiz mottomuz “Biz bu işi severek yapmaya devam edebildiğimiz sürece bir anlamı ve değeri var” bu nedenle dengesiz ve hazırlıksız büyüme rüzgarlarına karşı birbirimize sürekli bunu hatırlatmaktayız.

Sizce moda sektöründe hukuka ihtiyaç var mı?

Sektörel bakmayı geçtim hayatın her anında hukuka ihtiyacımız olduğunu her an hissettiğimiz bir zamanı  hep birlikte yaşamıyor muyuz sizce de? 

Mesleğiniz gereği hiç hukuki bir meseleyle uğraşmak zorunda kaldınız mı?

Tabii ki, gerek markamızın tescil sürecinde gerek internet satış kanalımızı oluşturma sürecinde gerekse danışmanlık yaptığım markanın bizim dışımızdaki tüm artworklerini denetlemeye çalışmak sürecinde hukuki meseleler hep önümüzde oldu. 

Moda Hukuku Enstitüsü size şimdiye kadar hangi alanlarda, nasıl destek oldu?

En son e-ticaret sitemizin bilgilendirme formu ve satış sözleşmelerini hazırlayarak destek oldu ama aslında her anlamda aklıma takılan tüm soruları sorabileceğim bir dost kapı olarak yanımızda olduğunu bilmek gerçekten çok kıymetli benim için.

 

  • Dapper Dan Style
  • Dapper Dan araba
  • Dapper Dan Müşteriler
  • Dapper Dan Store
  • Dapper Dan Style 2
  • Dapperdan foto
  • dapperdangucci

Gucci’nin Yeni Ceketinin Hikâyesini Biliyor Musunuz?

Gucci Resort 2018 koleksiyonunda yine oldukça çarpıcı tasarımlara imza attı. Ancak bir tasarımı diğerlerinden ayıran özel bir yan vardı: Dapper Dan.
Harlem’de terzilik yapan Dapper Dan (Daniel Day) 80’ler ve 90’lara damgasını vuran tasarımlar gerçekleştiriyordu. Müşterilerinin arasında dolandırıcılar, hiphop sanatçıları ve Dapper Dan’in tanımıyla “etnik ghetto giyim tarzının maço hali”ni sevenler bulunuyordu. Dapper Dan’i diğer terzilerden ayıran şey ise tasarım vizyonunun yanında aslında belki de tarihteki ilk bilinen “taklitçi” olmasıydı. Zira Dapper Dan, Louis Vuitton, Gucci, Fendi gibi markaların logolu kumaşlarını izinsiz kullanarak onlardan yeni modeller tasarlıyordu. Dapper Dan’in tasarımları arasında yalnızca pantolonlar, ceketler bulunmuyordu, aynı zamanda söz konusu markaların kumaşlarıyla araba koltuğu bile kaplayabiliyordu.
Logolu kumaşlarının izinsiz kullanıldığını fark eden moda markaları, Dapper Dan’in tescilli markalarını taklit ettiğini belirterek, ünlü terzinin dükkânına baskın yaparak dükkânını kapattırdı.
Dapper Dan’in dükkânının kapanmasından yıllar sonra bugün, Gucci’nin Kreatif Direktörü Alessandro Michele, Dapper Dan’in 80’lerde Gucci’nin kumaşını izinsiz kullanarak tasarladığı bir ceketi Dapper Dan’den izin almadan yeniden tasarladı. Defileden sonra New York Times’a açıklama yapan Michele, 80’lerin moda ve hiphop dünyasına damgasını vuran Dapper Dan’e saygılarını sunmak adına kendisiyle bir işbirliğine imza atmak istediğini belirtti.

  • IMG-20170522-WA0006

TANJU BABACAN Röportajı

 

Kariyerinize nasıl başladığınızı anlatabilir misiniz?

Tasarımcılık içinizde hissettiğiniz bir cevher ise bazen aheste olsa da yürüdüğünüz yoldan hiç ayrılmadan edinmek istediğiniz mesleğe doğru dümdüz yürümek bu yolculukta karşılaştığınız her ustaya çırak edebiyle yaklaşmak zaman içerisinde bu edep cevherinizin tıraşladıkça tıraşlar. Ve siz de içinizdeki ışığı yansıtmaya başlarsınız. Günümüze baktığımızda yapılan birkaç defileyle markanızı hızla oluşturabilirken benim yolculuğumda bir elbise yapmak, o bir elbiseyi halkın takdiriyle bir diğer elbiseye geçerek devam etti. Ancak tasarımcı Tanju Babacan’ı böyle oluştururken 2013 yılında kurmuş olduğumuz hazır giyim markamız Red Beard tamamen bir çalışma ve stratejinin ürünüdür.

Diğer Türk tasarımcılar arasında tasarımlarınızı bu kadar öne çıkaran ve sizi bu kadar başarılı yapan en önemli farkın ne olduğunu düşünüyorsunuz?

Ülkemizde tabii ki çok önemli tasarımcılar var. Benden önceki jenerasyon, benim jenerasyonum ve bize yeni katılan jenerasyon. Bu kalabalık içerisindeki fark edilirliğiniz tabii ki çok önemli. Salt trendlerden faydalanan tasarımcılar ve dünya markalarının tasarımlarından esinlenen tasarımcılar ile tamamen kendi özgün tasarımlarını yapan meslektaşlarımın arasında mutlaka farklılıklar olacaktır. Bu siyah ve beyaz kadar fark edilir bir ayrılıktır. Bu farklılığın üzerine artı olarak bir de bir kısmımızın tanınırlığı kesindir. Ben kendimde hiçbir zaman başka sağlardan faydalanan bir yapıya sahip olmadım. Belirlenen konu doğrultusunda tüm koleksiyonumu tamamen özgür tasarımlarım ve arzu ettiğim renklerden yaptım. Dolayısıyla da farklarım takdir gördü.

Tanju Babacan ve Red Beard markasını oluştururken ve şirketinizi kurarken en dikkat ettiğiniz husus ne oldu? İlk olarak nereden başladınız?

 Red Beard markasını oluştururken en önemli motivasyonumuz Couture modeli yerine hazır giyime odaklanmak isteyişimizdi. Anahtar olarak “doğaya ve canlılara saygı, akademik bilginin yüceltilmesi ve zamansız moda  yaratma” dinamiklerini belirledik. Akademik bilgiye özendirmek için koleksiyonlarımızı hazırlarken akademik kaynaklar ya da akademisyenlerden yardım alıp, kreatif süreçleri o bilgi donanımıyla başlatıyoruz. Pazarlama aşamalarında da akademik bilgiyi paylaşma ve özendirme amacı güdüyoruz. Koleksiyonlarımızı trendlerden bağımsız, konseptler odaklı hazırladığımız için de herhangi bir zaman dilimine ait olmasının önüne geçmiş oluyoruz. Bu bize zamansız moda yapma imkanı tanıyor. Sezon dışı kavramı bizde yok yani. Malzeme kullanımında ise örme kumaşları tercih ediyoruz. Kumaş ve aksesuarları seçerken en dikkat ettiğimiz husus nasıl elde edildiği oluyor. Olabildiğince gezegene ve üzerinde yaşayanlara saygılı olmaya çalışıyoruz. 

Kariyeriniz boyuncu hukuki tavsiyeye ihtiyacınız oldu mu? Bu durumlarda nasıl yol aldınız?

Hukuki tavsiyeye her zaman ihtiyaç duyabiliyorsunuz. Yakın avukat arkadaşlarımdan destek aldım çoğunlukla. 

Yurtdışındaki tasarımcı ve modacıların sizce haksızlığa uğradıkları durumlarda, ürünleri taklit edildiğinde nasıl hareket ediyorlardır?

Markalar tasarımları çalındığında nasıl davranacaklarını yönetim kurulları nezdinde kararlaştırıyor olmalı diye düşünüyorum. Hukuk departmanları var ise oradan tavsiye alıyor olabilirler. Ticari olarak önem arz etmeyen durumlarda tepki vermedikleri de oluyordur. Öte yandan markalar arasında milyon dolarlarla ölçülen tazminat davaları olduğunu da biliyoruz, okuyoruz. Tepkiler muhtelif. Her biri kendine has dinamiklere sahip olmalı. Dışarıdan bakıp genel bir fikir yürütmek mümkün değil gibi. 

Moda hukukunu daha önce duymuş muydunuz? 

Evet, son zamanlarda çokça duymuş olduğumuz bir terim.

Moda Hukuku Enstitüsü Kurumsal İlişkiler Yöneticisi Tunaseli Kamburoğlu’nun Röportajı

  • antonella kaan
  • antonella kaan2

FASHION LAW INSTITUTE SPAIN KURUCUSU ANTONELLA DI CAMPO RÖPORTAJI

Moda Hukuku Enstitüsü Bilkent Üniversitesi Öğrenci Temsilcisi Ahmet Kaan Özdamar’ın Röportajı

İspanya Moda Hukuku Enstitüsü ne zaman ve nasıl kuruldu?

Enstitü olarak 2016 yılı Haziran ayında Ulusal Kayıt Kurumu’na yaptığımız başvuru ile kurulmuş olup, kar gütme amacı olmayan bir enstitü olarak işe başladık.

Nasıl Fikri ve Sınai Mülkiyet Hukuku, özellikle de Moda Hukuku, alanında çalışmaya karar verdiniz?

Aslında modaya olan ilgim o kadar büyük ki benim için çok kolay oldu. Fakat moda hukukunun duayenlerinden olan Susan Scafidi’i keşfettiğimde ben de uluslararası alanda tıpkı Susan gibi Moda Hukukuna katkıda bulunmak istediğimi fark ettim. Genel olarak Fikri ve Sınai Mülkiyet Hukuku alanında çalışan bir avukat olsam da, İşletme Hukuku ve Moda Hukuku kombinasyonuna daha çok ilgi duyuyorum.

Moda Hukukuna ve enstitünüze yönelik İspanya’da hukuk fakültesi öğrencilerinin, avukatların ve moda tasarımcıların ilgisi hakkında ne söylemek istersiniz?

Aslında birçok kişi yüksek lisans programımıza ilgi duyduğunu belirtiyor. Fakat bu konuda henüz pek fazla tanıtım yapmıyoruz çünkü kendimizi geliştirmemiz gereken alanlar olduğunu biliyoruz ve öncelikle Moda Hukuku alanında eğitimciler yetiştirmeye çalışıyoruz. Kendinizi tam olarak ulusal ve uluslararası alanda tanıtmamış olmamıza rağmen, hukuk öğrencileri ve avukatlar şimdiden oldukça ilgililer. Ayrıca tasarımcılar da ücretsiz olarak gerçekleştirdiğimiz markanın korunması ve sözleşmeler alanındaki seminerlerden oldukça mutlular.

Enstitü olarak gazete veya dergi vs. gibi yayınlarınız var mı? Yok ise, geleceğe yönelik böyle bir planınız var mı?

Aslında bir blog sahibiyiz fakat zaman kısıtlılığımızdan ötürü pek paylaşımda bulunamıyoruz. Şu an enstitü olarak daha öncelikli ihtiyaçlarımıza yönelik çalışmaktayız. Özellikle de Moda ve Hukuk Yüksek Lisans Programına odaklanmış bulunmaktayız. Gazete çıkarma konusunda gelecek yıllar için aklımızda fikirler var fakat şu an dışa dönük projeler ve eğitim programları üzerinde çalışıyoruz.

Genel olarak enstitü ile gerçekleştirdiğiniz etkinlikler hakkında bilgi verir misiniz?

Daha önce de bahsettiğim gibi şu anki odak noktamız Moda Hukuku Yüksek Lisans Programı. Buna ek olarak moda hukuku toplantıları düzenliyoruz ve moda dünyasının ünlü isimleriyle haklarının korunması açısından ihtiyaç duyulan kanuni düzenlemeler hakkında konuşuyoruz. Ayrıca kurulduğumuz günden beri moda sektöründeki girişimcilere hukuki danışmanlık veriyoruz. Yani adım adım bu alanda çalışan ve bize ihtiyacı olan herkese ulaşmaya çalışıyoruz.

Peki, güncel Fikri ve Sınai Mülkiyet Hukukunun bu alanda çalışan insanların haklarını gerçekten koruduğuna inanıyor musunuz?

Aslında hayır çünkü gelişen teknoloji, internet ve 3D yazıcı ve sosyal medya bilgi aktarımında yaratıcının haklarını göz önünde bulundurmadan hakların ihlalinde çok büyük bir rol oynuyor. Bu konuda yapılabilecek en güzel şeyin tüketicilerin ve toplumun genel olarak eğitilmesi olduğunu düşünüyorum.

Peki, enstitü olarak size danışan insanlara nasıl bir yardımda bulunuyorsunuz?

Şu an müvekkillerimize marka tescilinin yapılmasında, genel olarak fikri ve sınai mülkiyet uygulamalarından ve nasıl bir strateji izlemeleri gerektiği hakkında bilgilendirme yapıyoruz.

Genel olarak 2017 yılında Moda Hukuku Enstitüsü İspanya hakkındaki planlarınız nelerdir?

Şu anki en büyük amacımız enstitünün tanıtımını ve reklamını yapmak, etkinlikler düzenlemek ve diğer moda sektöründeki organizasyonlarla anlaşmalar yapmak. Tabi ki de bunlara ek olarak moda hukuku açısından toplumun bilgilendirilmesi için yapılan işleri de çok unutmamak lazım.

Son olarak Moda Hukuku Enstitüsü İstanbul’a iletmek istediğiniz bir mesajınız var mı?

Gerçekten Moda Hukuku Enstitüsü İstanbul’u moda alanında gerçekleştirdikleri etkinlikler ve bu alanda öncü oldukları için tebrik etmek istiyorum. Ayrıca Kaan, yeni kurulan enstitümüze ilgi duyup bizimle bu tatlı sohbeti gerçekleştirdiğin için sana çok teşekkür ediyorum. Umuyorum ki en kısa zamanda seninle ve Enstitünüzle daha sıkı ilişki içinde oluruz. Ve tekrar umuyorum ki en kısa zamanda Moda Hukuku Enstitüsü İstanbul’u ziyaret etme şansına sahip oluruz.

 

  • 0026-coachella-street-style-2016
  • coachella

Coachella Festivali Davalık Oldu.

Her yıl Nisan ayında Kaliforniya’da gerçekleştirilen Coachella festivali kuşkusuz son dönemin en çok konuşulan etkinliklerinden. Festivale katılan herkesin 90’lardan ilham alan, bohem ve hippi stilindeki kombineleri ise moda markalarının ürünlerini pazarlamaları için yeni bir fırsat haline geldi. Hatta Coachella’nın isim hakkına sahip olan şirket Goldenvoice, bu yıl H&M ile bir anlaşma yaparak söz konusu festivale özel “H&M Loves Coachella” koleksiyonu çıkardı. Bu işbirliğinden ilham alan Urban Outfitters da alt markası Free People ile çıkardığı ürünlerde “Coachella Vadisi Tünik”, “Coachella Mini Elbise” gibi terimler kullandı. Ancak unuttukları bir nokta vardı: Marka Hakları. 
Goldenvoice bunun üzerine geçtiğimiz günlerde Urban Outfitters’a marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet davaları açtı ve Urban Outfitters’ın ürünlerinde Coachella ismini kullanmaktan men edilmesini ve zararın karşılanmasını talep etti. 
  • MH101 2017 AFİŞ

Gün geçtikçe büyüyen moda sektöründe bir marka kurmak üzere yola çıkan ya da mevcut markasını uluslararası platforma taşımak isteyen moda sektörünün aktörlerinin gün geçtikçe büyüyen ve küreselleşen moda endüstrisinde doğru atılımlar atabilmeleri için oyunun kurallarını iyi bilen hukukçulardan destek almaları gerekmektedir. Bu noktada sektörün aktörleri, moda değer zincirinin birçok aşamasında moda hukukundan ve moda sektörünün dinamiklerini bilen hukukçulardan hizmet almaktadır. Moda Hukuku 101 Eğitimi kapsamında, moda sektöründe avukatlık yapmak isteyen hukukçulara moda hukuku alanında temel bir eğitim verilmesi amaçlanmaktadır.

Bu doğrultuda katılımcı hukukçulara, moda endüstrisinin değer zincirinin hukuki alt yapısı, başta fikri ve sınaî mülkiyet hukuku olmak üzere, sözleşmeler, e-ticaret, rekabet, reklam ve tüketici hukuku alt başlıkları altında hem teorik hem de pratik moda hukuku temel eğitimi verilecektir. Böylelikle katılımcılara, moda endüstrisinin gelişmekte olan en önemli disiplinlerinden biri olan moda hukukunun ne olduğu, dünyadaki ve ülkemizdeki konumu ve uygulama alanları, bu süreçlerde bilinmesi gereken temel moda hukuku kavramları ve alt başlıkları anlatılmış ve bu alanda farkındalık sağlanmış olacaktır. Alanında uzman avukatlar ve akademisyenlerin rehberliğinde gerçekleşecek eğitim programının içeriği, moda hukuku üzerinde uzmanlaşmak isteyen stajyer avukatların ve hukuk öğrencilerinin de katılımına uygun olarak tasarlanmıştır.

BURS BAŞVURUONLINE BAŞVURUTAKSİTLİ ÖDEMETANITIM DOSYASI

  • vanessa-bouchara

VANESSA BOUCHARA ile PARİS MODA SEKTÖRÜNÜN HUKUKİ YÖNÜ

“Moda endüstrisinde diğer tasarımcılardan sıyrılarak öne çıkmak oldukça zordur; hukuki koruma ise markaların ve tasarımcıların tasarladıkları ürünün orijinalliğini göstermelerini sağlayarak onların özgün olduğunu kanıtlar ve taklit edilmelerine engel olur.”

Bize kendinizden ve kariyer yolculuğunuzdan bahsedebilir misiniz?

l’Université Panthéon Assas’da hukuk lisansını ve l’Université Dauphine’de Şirketler Hukuku yüksek lisansını tamamladım. Fikri mülkiyet alanında uzmanlaşmak istediğim için, Londra Queen Mary Üniversitesi’ne giderek 1 yıl bu alanda eğitim aldım.

Ailem moda sektöründe çalıştığı için yaratıcılık içeren bir alanla mesleki bilgimi birleştirmem kolay oldu. Hukukun fikri mülkiyet alanıyla ailemin çalıştığı ve yaratıcılık odaklı bir sektörü içgüdüsel olarak bir araya getirdim. Eğitimimin ardından fikri mülkiyet alanında uzmanlaşmış bir hukuk firmasında 7 yıl boyunca çalıştım. Sonrasında kendi hukuk büromu kurdum. 12 yıldır kendi bürom Cabinet Bouchara’da avukatlık yapıyorum.

Paris’te avukat olmanın avantajları ve dezavantajları nelerdir?

Avukatlık oldukça tutkulu bir meslek. Özellikle fikri ve sınaî mülkiyet alanında çalışmak ise  müvekkillerinizi yakından tanıyarak onlarla samimi olmanızı gerektiriyor. Müvekkillerimizin şirketlerini kurmalarında yardımcı oluyoruz, sonrasında da karşılaştıkları hukuki problemlere çözüm getiriyoruz. Dolayısıyla fikri mülkiyet avukatlığı kendinizi tamamen bu işe odaklamanızı ve kendinize sürekli yatırım yapmanızı gerektiren bir meslek. Bu mesleğe özel bir dezavantaj ise aklıma gelmiyor

Moda sektöründe sıkça davalarla karşılaşıyor musunuz ?

Tekstil, aksesuar, ayakkabı gibi ürünlerin dava konusu olduğu vakalarla sıklıkla karşılaşıyoruz. Bu durum, moda endüstrisinin ekonomik boyutu ve « fast fashion » kavramının ortaya çıkmasıyla da oldukça alakalı. « Fast fashion » markaları, tüketicileri moda ürünlerini satın almaya teşvik etmek ve müşterilerinin dolaplarını sıklıkla yenileyebilmeleri sağlamak için ürünlerini uygun fiyata satıyorlar. Söz konusu bu markalar zaman zaman üçüncü şahısların tasarımlarını taklit ediyorlar, bu durum da moda sektöründe anlaşmazlıklara yol açıyor.« Fast fashion » markaları dışında da moda sektöründe sıklıkla taklitçilik örnekleriyle karşılaşmaktayız. Zira günümüzde sosyal medyanın öneminin artması, taklitçiği de etkiliyor. Sosyal medya, herhangi bir bilgiye kolay ve hızlı bir şekilde ulaşılmasını sağlıyor; bu durum ise hem avantaj hem dezavantaj olarak görülüyor. Özellikle lüks sektöründeki markalar için sosyal medya, kısıtlı bir kitlenin görebildiklerini aslında herkese gösterebilmeyi sağlıyor. Örneğin son yıllarda özellikle Instagram’da fenomen haline gelen moda blogger’ları herkes tarafından takip edilen markalar ile lüks markaları karıştırarak kombinler oluşturuyorlar. Lüks segmentinde ulaşılabilir kıyafetler ve aksesuarlarla hazırladıkları post’ları sosyal medya üzerinden paylaşıyorlar. Böylece lüksün erişilmezliği bozularak, herkesin lüks parçalara ulaşabilmeleri sağlanıyor. Aynı zamanda lüks markalar da çanta, aksesuar gibi daha uygun fiyatlı ürünlerini pazarlama ve satma imkânı buluyorlar.

Bununla birlikte, lükse böylesine kolay ulaşmanın markalar için hukuki açıdan zararlı sonuçları da olabiliyor. Lüks ürünlerin görünürlüğünün artarak reklamının yapılması taklitçiliği de beraberinde getirebiliyor. Taklit ürün imal edenler, sosyal medya üzerinden gördükleri modelleri birebir üretebiliyorlar. Bu durumdan kaynaklanan vakalarla Fransa moda sektöründe oldukça fazla karşılaşıyoruz.

Fransız yasalarının moda hukuku açısından yeterli olduğunu düşünüyor musunuz ?

Fransız yasalarında moda hukuku özelinde ayrı bir düzenleme bulunmuyor ancak tüm yaratıcı disiplinlerle ilgilenen fikri mülkiyet kanunu moda hukukunu da kapsıyor. Fransız yasalarının, diğer ülkelerle karşılaştırdığımızda tasarımları oldukça koruyan bir yapısı var. Ancak ortaya çıkan ve orijinal olduğu iddia edilen eserlerin özgünlüğüne bakılıp koruma konusunda karar veriliyor. Bir tasarımcı söz konusu tasarımın, kendisi tarafından ortaya çıkarıldığını kanıtladığı takdirde o tasarım üzerinde hak sahibi olabiliyor.

Sizce moda ve tekstil markaları, fikri ve sınai haklarını koruma konusunda bilinçliler mi ?

Ne yazık ki her zaman değil… Ya da fikri mülkiyete bağlı varlıklarını sadece Fransa’da koruyorlar ancak bu yeterli değil.

Moda endüstrisinde yer alan markalar aşağıdaki başlıkları dikkate almalılar.

Marka hakları:

Marka kamuoyu nezdinde tanımlanma anlamına gelmektedir. Marka, ekonomik bir değer anlamına gelebilir, özellikle moda ve tekstil sektöründeki şirketlerin değerleri marka isimleriyle ölçülebilir. Marka adının, markanın çıktığı ülkede korunması önemlidir; ancak markanın dağıtım yapıldığı her ülkede de korunması gerekmektedir.

Tasarımlar ve modeller:

Tasarım ve modeller estetik değer taşıyan yaratımları korurlar. Bu hak, farklı kıyafet modellerinin, aksesuarlarının, ayakkabıların yenilik ve özgünlük taşıması şartıyla ortaya çıkan ürünlerin koruma altına alınmasını sağlar.  Avrupa Birliği’nde tasarımcıların resmi olarak tescil işlemi gerçekleştirmelerine gerek kalmadan, topluluk tasarım ve modellerini kamuoyuna sunmalarını takip eden 3 yıl boyunca koruma altına almalarını sağlayan özel bir hak bulunmaktadır. Bu koruma türü özellikle tekstil sektöründe sıklıkla kullanılmaktadır, zira bu haktan yararlanabilmek için tasarım sahiplerinin basın ya da reklam yoluyla ürünlerini kamuoyuna sunmaları yeterli olmaktadır. Moda markalarının çıkardıkları koleksiyonlar ise döngüsel olarak değiştiğinden, defilede gösterilen modeller sunumlarının ya da pazarlamalarının yapıldığı belirli bir zamana kadar korunurlar.

Telif hakkı:

Moda endüstrisinin temel aktivitesini kıyafet ve aksesuar tasarımı oluşturmaktadır. Söz konusu bu endüstride diğer tasarımcılardan sıyrılarak öne çıkmak oldukça zordur; hukuki koruma ise markaların ve tasarımcıların tasarladıkları ürünün orijinalliğini göstermelerini sağlayarak onların özgün olduğunu kanıtlar ve taklit edilmelerine engel olur.

Lüks marka sektöründe ise, marka ihtiyaçlarını belirlemek ve doğru hukuki adımlar atabilmek için fikri mülkiyet alanında uzmanlaşan kişilerle bir an önce çalışılması çok önemlidir. Eğer markalar daha en başında özgün tasarımlarını ve ayırt edici işaretlerinin taklit edilmemesi için bir takip sistemi kurgulamazlarsa, özellikle taklit ürün yapan ve Instagram, Facebook gibi sosyal medya üzerinden satışını gerçekleştiren küçük atölyeleri kontrol edemeyebilirler.

Fikri ve Sınai Mülkiyet Hukuku’nun gelişimini nasıl değerlendiriyorsunuz?

Fikri mülkiyete konu olan hukuki meseleler oldukça yeni, aynı şekilde dijital ve teknolojik gelişmeler de öyle. Özellikle moda sektöründe ya da şirketlerin ekonomilerinin fikri ve sınaî mülkiyet varlıklarına dayandığı sektörlerde, firmaların ayakta kalabilmeleri için fikri haklardan elde ettikleri varlıkları korumaları gerektiği konusu gittikçe önemli hale geliyor.

Telif hakkı, marka hakkı gibi konular göz ardı edilerek taklitçilik olağan hale gelmekte, dolayısıyla şirketlerin bu konuda aksiyon alarak en kısa sürede şirketlerini ve tasarımlarını koruma altına almaları gerekmektedir. Bu noktada moda sektöründe faaliyet gösteren şirketlerin ve tasarımcıların uzman hukuk bürolarıyla çalışmaları önerilmektedir.

Pourriez-vous vous présenter et parler de votre parcours professionnel?

Je suis devenue avocate à la suite de mes études de droit à l’Université Panthéon Assas et  d’un Master 2 en droit de l’entreprise à l’Université Dauphine. J’ai ensuite choisi de me spécialiser en droit de la propriété intellectuelle en effectuant une année d’études à la Queen Mary University of London. Mes deux parents étaient dans le milieu de la mode ce qui m’a permis de me sensibiliser très tôt au milieu créatif. C’est donc très naturellement que j’ai choisi de me spécialiser en droit de la propriété intellectuelle, car cela me permettait de combiner les deux domaines qui m’intéressaient le plus : la création et le droit. J’ai tout d’abord travaillé dans un cabinet d’avocat français spécialisé en droit de la propriété intellectuelle pendant sept ans, avant de monter mon propre cabinet d’avocat il y a douze ans.

Quels sont les avantages et les inconvénients d’être avocate à Paris ?

Le métier d’avocat est passionnant et notamment le droit de la propriété intellectuelle et industrielle, car il nous permet d’être extrêmement proches de nos clients. On les accompagne depuis la création de leur entreprise, et on les aide à résoudre tous les problèmes qu’ils peuvent rencontrer par la suite. De ce fait, c’est aussi un métier très prenant qui occupe à 100% et dans lequel il faut réellement s’investir. Je ne trouve pas d’inconvénients particuliers à ce métier.

Les procès en matière de mode sont-ils fréquents ?

Les procès en matière de textile, accessoires, chaussures, etc.. sont très fréquents. Cela est lié à l’ampleur économique de l’industrie de la mode et à l’avènement de la « fast fashion ». Les marques de fast fashion proposent à la vente des produits à un prix accessible afin d’inciter le consommateur à acheter et à renouveler sa garde-robe très régulièrement. Parfois, ces marques se contentent de copier le travail créatif de tiers, ce qui génère un contentieux fourni. Indépendamment de ces marques de fast fashion, les cas de copie plus ou moins serviles sont fréquents. L’importance des réseaux sociaux dans le monde d’aujourd’hui a accru ce phénomène. En effet les réseaux sociaux ont l’avantage et l’inconvénient de donner un accès facile et rapide à n’importe quelle information. Ils permettent ainsi aux marques d’avoir une plus grande visibilité auprès d’un public moins aguerri au monde du luxe. Par exemple, le phénomène des bloggeuses de mode s’est beaucoup développé ces dernières années (surtout sur Instagram), avec la complicité des marques, qui  n’hésitent pas à fournir des pièces de luxe à celles qui sont le plus suivies. Ces pièces sont ensuite accordées avec des vêtements ou accessoires plus abordables, et postées sur les réseaux sociaux. L’accès aux pièces de luxe est ainsi facilité au grand public car désacralisé. Cela fait l’affaire des marques de luxe car il permet d’augmenter leurs ventes de certaines pièces plus accessibles telles que des sacs ou des accessoires. Cependant, cette accessibilité comporte un revers juridique très dommageable pour les marques. En effet, la visibilité  permet aux contrefacteurs de réaliser des copies serviles des produits, en s’inspirant directement de ce qu’ils ont vu sur les réseaux sociaux. Ceci crée donc un contentieux abondant en matière de mode en France.

Pensez-vous que la législation française soit suffisante en matière de droit de la mode?

Le droit de la mode et du luxe n’est qu’une partie de la matière et il n’y a pas de lois spécifiques à ce sujet en droit français mais un droit plus général de la propriété intellectuelle qui bénéficie à toutes les créations, quel qu’en soit le mérite. La loi française est assez protectrice des créateurs de mode comparée à d’autres pays. Toutefois, ce qui compte en matière de droits d’auteur sera l’originalité de l’œuvre originale revendiquée. Ce n’est que si un créateur est en mesure de justifier de l’empreinte de sa personnalité sur son œuvre, qu’il pourra être titulaire de droits.

Les marques de l’industrie de la mode et du textile sont-elles assez vigilantes sur la protection de leurs actifs de propriété intellectuelle ?

Malheureusement pas toujours… Ou elles se contentent de protéger leurs actifs de propriété intellectuelle en France, ce qui n’est pas suffisant. Les marques spécialisées dans l’industrie de la mode doivent protéger :

Leurs marques :

La marque est celle qui l’identifie à l’égard du public. Une marque est susceptible de revêtir une valeur économique significative notamment pour les entreprises dans l’industrie de la mode et du textile qui basent une grande partie de leur renommée dessus. Il est essentiel pour les marques de se protéger dans leur pays d’origine mais également partout où elles sont distribuées.

Leurs dessins et modèles :

Les dessins et modèles protège les créations esthétiques. Ce droit permet aux différents modèles de vêtements, accessoires, chaussures ou autres, de bénéficier d’une protection spécifique sous condition de nouveauté et de caractère propre ou individuel. Il existe dans l’Union Européenne un droit des dessins et modèles communautaires non enregistrés qui permet d’octroyer des droits à son titulaire une pendant trois ans à compter du jour de la divulgation du dessin ou modèle, sans qu’il n’ait formellement déposé sa création. Cette protection est très utilisée par l’industrie du textile car il suffit juste de prouver la divulgation (publication médiatique, publicité, etc..)  pour qu’elle soit effective. Les collections en matière de mode sont cycliques, et ces protections permettent donc de préserver les modèles d’une reproduction pendant un certain temps et notamment le moment de leur présentation et de leur commercialisation.

Leurs droits d’auteur :

L’industrie de la mode a pour activité principale la création de vêtements, ou d’accessoires. En matière de mode il est très difficile de se démarquer des autres créateurs surtout dans le prêt à porter ou les collections sont très souvent redondantes. C’est pourquoi la protection offerte par le droit d’auteur est très importante car elle permet aux marques qui démontrent l’originalité de leurs produits, d’en interdire la reproduction. Une marque dans le secteur de la mode et du luxe est très visible. Il faut très tôt qu’elle s’entoure des conseils d’un avocat en propriété intellectuelle afin de cibler ses besoins et de faire les bons choix juridiques. Si les marques peuvent mettre en place des surveillances pour veiller à ce que d’autres marques ne copient pas leurs signes distinctifs et droits d’auteur, il est très difficile de traquer les plus petits contrefacteurs qui sont souvent des particuliers et vendent leurs produits sur les réseaux sociaux tels qu’Instagram ou Facebook.

Que pensez-vous de l’évolution du droit de la propriété intellectuelle ?

Les problématiques posées en droit de la propriété intellectuelle sont très actuelles et d’autant plus avec l’évolution du numérique. La nécessité de protéger les actifs d’une entreprise est grandissante pour assurer sa survie économique, notamment en matière de mode ou l’essentiel de l’économie de la société est basée sur les actifs de propriété intellectuelle et industrielle. La contrefaçon se banalise, notamment en matière de droit d’auteur et droit des marques, et les entreprises doivent anticiper en optimisant leur protection le plus en amont possible. Il est très important pour cela que les créateurs fassent appel à un cabinet spécialisé pour se prémunir des différentes atteintes.

Vanessa Bouchara

www.cabinetbouchara.com

  • unnamed

eBay Taklitçilik Karşıtı Hizmetini Duyurdu

eBay, e-ticaret platformlarında pazarlanan taklit ürünlerin çoğalmasıyla birlikte, aldıkları ürünün orijinalliğini sorgulamaya başlayan müşterilerin güvenini kazanmak için, bu sene lüks çanta, ayakkabı ve diğer benzer moda parçalarının orijinalliğini tasdiklemeye başlayacağını duyurdu.

eBay, kendi internet sitesi üzerinden satılan Chanel ve Louis Vuitton gibi lüks çantaların orijinalliğini sorgulamak için, marka uzmanları ile bir iletişim ağı kullanacaklarını açıkladı. Satıcılar, müşterilerinin güvenini kazanmak için bu doğrulama hizmetine ücret ödeyerek faydalanabilecekleri gibi, ayrıca müşteriler de bu hizmete ödeme yaparak, eBay’den alınan ürünün sahte çıkması halinde satışı iptal etmekle yükümlü hale gelebilecekleri dile getirildi.
eBay’in satıştan sorumlu müdürü Laura Chambers, ‘Müşterilerin taklitçilik olasılığı hakkında oldukça endişe ettiklerini, bu konudaki şüphelerini gidermek için böyle bir sistem kurduklarını…” ifade etti. 

Taklit ürün satıcıları, e-ticaret platformlarında hizmet sağlayıcı olarak bilinen Alibaba Group, Amazon.com ve eBay gibi platformları taklit ürünlerin ticaretinin yapılması adına en ideal ortamlar olarak görüyor. Zira OECD, 2013 Nisan raporuna göre, taklit ürün satıcıları e-ticaret platformlarında küresel ithalatın % 2,5’na denk gelen yaklaşık 500 milyar dolarlık satış yaptı.

Tüm bu verilerle birlikte e-ticaret platformlarda ticaret yapan şirketler taklitçilikle olan mücadelelerinin daha görülür hale gelmesine çabalıyor. Örneğin, bu ay Alibaba, kendisine ait Taobao sitesinde sahte Swarovski saat satmakla suçladığı iki satıcısını dava açtı. Amazon’da, kendi internet sitesinde sahte ürünler sattığını tespit ettiği satıcılarına karşı, geçtiğimiz Kasım ayında benzer bir dava açmıştı.

Dünyanın en büyük e-ticaret platformları olan söz konusu bu sitelerin taklitçilikle olan mücadelesinde sunduğu bahsedilen hizmetleri, ülkemizde faaliyet gösteren e-ticaret sitelerinin de sunup sunmayacağını merakla bekliyoruz.

 

Begüm Yamaner
Başkent Üniversitesi Öğrenci Temsilcisi
  • asena2

ASENA SARIBATUR RÖPORTAJI

Bize kısaca kariyer hikayenizden bahsedebilir misiniz?

Üniversitede İktisat eğitimi aldım. Ardından Sinema-TV yüksek lisansı yaptım. TV ile ilgili bazı işler yaptıktan sonra, çocukluğumdan beri kendimi bulacağıma inandığım moda sektörüne giriş yapmaya karar verdim. İstanbul Moda Akademisi’nde Fashion Styling eğitimi aldım ve hemen ardından Marie Claire dergisinde staj yapmaya başladım. 3 ayın sonunda dergide bir sayfam vardı. Bu süreçte dijitalin ne kadar önemli olduğunu deneyimledim. Ne yazık ki dergi alıp okumaktansa, onların web sitelerini takip etmeye başlanan bir dönemdeydik, dönemdeyiz. Ben de o süreçte amatör olarak var olan blogumu daha profesyonel hale getirmeye karar verdim. Fakat aynı anda birçok dergi, marka, reklam için freelance styling yapmaya devam ettim. Dizi stylingi deneyimim de oldu. Tüm bu süreçler devam ederken, Vakko Esmod’ta Stil Danışmanlığı eğitimi ve Istituto Marangoni’nin Milano kampüsünde yine Fashion Styling eğitimi aldım. Ardından “runthisway” isimli bir oluşum kurdum. Yeni tasarımcılara birçok konuda danışmanlık vermek ve bu yolda onlarla birlikte koşmak hedefiyle… Bu hedef doğrultusunda bir showroom kurdum fakat Türkiye’deki showroom anlayışı benim kafamdaki sistemle çok farklıydı. Ben de bu noktada yurt dışı odaklı markalara İtalya ve Orta Doğu pazarında danışmanlık vermek şeklinde bir sınırlandırmaya gittim. Şu anda da markalarla olan dijital projelerimi yönetiyor ve de yaklaşık 2 yıldır devam eden Milliyet Gazetesi’nin Cadde ekindeki moda yazılarımı yazmaya devam ediyorum. 

Moda blogger’ı olmanın keyifli ve zor yanları nelerdir?

Birçok insan paylaştığımız fotoğrafları görünce işin tamamen keyiften ibaret olduğunu düşünüyor. Aslında ciddi zorlukları ve sorumlulukları var. İşin her aşamasını düşünüp planlamanız gerek. Ardından proje kapsamındaki görselleri her türlü zorluğa rağmen ortaya çıkarmanız gerek. Takip etmeniz gereken birçok hesap var. Sosyal medyada çokça vakit geçirmeniz gerek. Bir yere gittiğinizde telefonu bir kenara atıp o anın tadını çıkarmak değil, bunu takipçilerinizle paylaşmak başlıca göreviniz. Yazı, fotoğraf, video… Tüm bu içerikleri hakkını vererek hazırlamanız gerek. Var ettiğiniz markanın yönetimini de dikkatli şekilde yapmanız gerek. Ama ortaya bir marka çıkarıyorsunuz, kendi markanızı yaratıyorsunuz ve üretiyorsunuz. Bu çok keyifli. Tek patron sizsiniz. Siz karar veriyor ve yönetiyorsunuz. Hep bir araştırma içerisindesiniz ve sürekli kendinizi geliştiriyorsunuz. Asla hayal edemeyeceğiniz gelişmelerle karşılaşabiliyorsunuz. Asla tahmin edemeyeceğiniz kitlelere ulaşıyor birçok insanın hayatına dokunup ilham veriyorsunuz. Tüm bunlar gerçekten çok keyifli ve gurur verici…

Sizce moda blogger’lığının geleceği nedir?

Yazının yerini fotoğraflar, videolar almaya başladı. Son dönemde birçoğumuz okumaktan çok görmeyi ve izlemeyi tercih ediyoruz. Dolayısıyla son dönemde videolar gerçekten yükselen bir trende sahip. Bence uzunca bir süre de öyle olacak. Canlı yayınlar, videolar daha da yükselişe geçecek. Fakat yine de yazıdan vazgeçmemeliyiz. Yazının varlığını korumalıyız. Çünkü yine gün sonunda yazıya, bloglara geri dönüş olacak diye düşünüyorum. 

Bir moda blogger’ı olarak moda sektöründeki haklarınızı biliyor musunuz?

Hak ve sorumluluklarımın bilincindeyim. Kendi şahıs şirketim üzerinden gerekli işlemleri yaparak vergimi de ödüyorum. Bu zamana kadar çalıştığım markalar da bu anlamda bilinçli ve profesyonel olduğu için biliyor olduğumu her aşamada profesyonelce lanse ettiğim haklarımı sömüren veya sömürmek isteyen bir marka ile karşılaşmadım. 

Bir moda blogger’ı olarak hiç hukuki bir meseleyle uğraşmak durumunda kaldınız mı?

Sektörün birçok farklı tarafında deneyimler edinmiş biri olarak, aktif olarak kendi şahsım dahilinde moda bloggerı olarak yer aldığım bir noktada değil fakat farklı bir pozisyonda bir marka ile hukuki bir meselemiz oldu, evet. Ve onun yansımaları moda bloggerı olmama kadar uzandı. Hatta süreç hala devam ettiğinden çok detay vermek istemiyorum. 

Moda Hukuku Enstitüsü’nü daha önce duymuş muydunuz?

Duymuştum ama açıkçası çok kapsamlı olarak neler yaptığınızı bilmiyordum. Tanışmış olmaktan ve böyle bir kurumun varlığından ötürü çok mutluyum. 

 

SOSYAL MEDYADA BİZİ TAKİP EDEBİLİRSİNİZ

YASAL UYARI

Web sitemiz, kamuya genel bir bilgi sağlamak amacıyla hazırlanmıştır.
2018 © Tüm telif hakları Moda Hukuku Enstitüsü’ne aittir.
Moda Hukuku Enstitüsü web sitesinin kısmen ya da tamamen kopyalanması yasaktır ve aksi davranış telif hakkı ihlali teşkil eder.

open