All posts tagged giray sepin

1 Post
  • IMG_8256

GİRAY SEPİN SÖYLEŞİSİ

Bize kariyer yolculuğunuzdan ve Giray Sepin markasından bahsedebilir misiniz? 

Kendimi tanımaya başladığım andan itibaren hep sanatla ilgili bir şey yapmayı düşünüyordum. Bu yüzden lise eğitimimi o dönem yeni açılan Cağaloğlu Anadolu Moda Tasarımı Meslek Lisesi’nde aldım. Sonra da Yeditepe Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Moda ve Tekstil Tasarımı Bölümüne devam ettim.  Okuldan sonra ise Abbate’de çalışmaya başladım. Ümit Ünal o zaman markanın kreatif direktörüydü.   Şu an sektörde söz sahibi tasarımcılardan oluşan güzel bir ekiple birlikte çalışma şansım oldu. Dolayısı ile hem önemli bir iş tecrübesi kazanmış, hem de estetik anlamda bana çok şey kattan profesyonel bir başlangıç yapmış oldum. Çalışmaya devam ederken 2004 yılındaki Koza yarışmasına katıldım ve ikinci oldum. Ödül olarak aldığım bursla Floransa’ya giderek Polimoda International Institute Master Advanced programına başladım. Ağustos 2006’da bu eğitimimi tamamlayıp İstanbul’a dönmem ile birlikte Mudo Collection Erkek koleksiyon tasarımcısı olarak çalışmaya başladım.

Uzun yıllar sektörde erkeklere yönelik son derece ticari işler, coğunluğa hitap eden koleksiyonlar yaptıktan sonra, Giray Sepin markasıyla yeni, daha kişisel bir stil anlayışı yaratmak istedim.

Markamın ve sunduğum stilin temelinde yaşadığım coğrafyadaki çok kültürlülüğün izleri var. Geleneksel referansları çağdaş bir bakış açısıyla yorumlamaktan keyif alıyorum. Geçmiş – gelecek,  tasarım – fonksiyonla birleşiyor.   Formlarla oynamayı, farklı katmanları bir araya getirmeyi ve bu katmanlar sayesinde yeni hikayeler anlatmayı seviyorum.

Cinsiyet ayırımı yapmadan; ön yargılarından arınmış, etrafta bulunanın dışında farklı ürünler arayan; giydiği şeyle eğlenebilen, cesur, stil ve zevk sahibi herkes Giray Sepin’de bir şeyler bulabilir.

Hem Mudo Collection Erkek Tasarım Danışmanı olarak çalışmakta hem de bir yandan kendi markanızın yönetimini yapmaktasınız. Her ikisini birlikte nasıl yürütüyorsunuz?

Yıllardır edindiğim tecrübe bana zamanımı iyi kullanmayı öğretti. İşin püf noktasının bu olduğunu düşünüyorum.

Mudo, köklü ve kendi stili olan bir marka. Dolayısı ile ekip olarak o stili bozmadan markayı yine de farklı bir yere taşıyacak koleksiyonlar çıkarmak için çalışıyoruz. Elimizde markanın kültürüyle edindiğiniz geçmiş veriler, pazarın beklentileri ve güncel moda trendleri var. Bunları doğru şekilde bir araya getirecek tecrübeye sahip olduğunuzda başarılı bir sonuca ulaşıyorsunuz.  Bu da sizi yeni serüvenler için motive ediyor.

Kendi koleksiyonlarımda  sınırlarımı kendim belirliyorum ve nispeten özgürce nefes alabildiğim bir alan yaratıyorum… Risk ve sorumluluğu tek başıma alıyorum. Karşıma çıkan her probleme çözüm bularak sürekli öğrenmeye devam ediyorum.

İşinizi heyacanını kaybetmeden, doğru yönde programlayarak yaptığınızda başka alanlara da zaman ayırabiliyorsunuz. İki yıla yakın bir süredir bu zamanı Istanbul Moda Akademisinde vermeye devam ettiğim derslere ayırıyorum.

Türkiye’deki hem tasarımcı hem de perakende moda markalarının yönetim stratejilerini ve koleksiyonlarını nasıl değerlendiriyorsunuz?

Uluslararası alanda güçlü olan markaların pazara girişiyle artan rekabet ortamının Türk marka ve tasarımcılarını da kurumsal bir bakış açısı kazanmaya teşvik ettiğini düşünüyorum. Bu rekabet sayesinde daha yeni, güncel ve zamana ayak uyduran stratejiler geliştirmek kaçınılmaz oluyor. Çünkü artık her şey çok daha hızlı ve kesinlikle çabuk tüketiliyor!  Türk markaları bu değişimin gerisinde kalmamak için yeni fikirlere eskisinden daha fazla ihtiyacı olduğunu fark etti.  Tasarım ve kreatif  danışmanlık algısı yenilendi, marka tasarımcı işbirlikleri çoğaldı.  Koleksiyonlardaki PR ürünleri artık çok daha güncel.

Öte yandan, perakendenin kuralları gelişen teknolojik imkanlarla neredeyse baştan yazılıyor. Tüm markalar çevrim içi varlıklarını ve bu alanda sundukları deneyimi- hizmeti geliştirerek  değişme hevesindeler.

Markalar farklılaşabilecekleri bir alan, bir özellik bularak  hedef kitlelerine ulaşmaya çalışıyor. El işçiliği, sportif yaşam geri dönüşüm sosyal sorumlu duruş vb. Yönetim anlayışları da bu doğrultuda dijitalleşiyor.  Tasarımcılar da fiziki mağazalara sahip olmanın ya da var olan mağazalarda ürünleriyle bulunmaktan daha çok sosyal platformlar üzerinden tüketicisine ulaşmaya çalışıyorlar.

Sizce global anlamda moda sektörünün dinamikleri değişti mi? Tüketiciler trendi eskisi kadar sıkı takip ediyorlar mı?

Modanın kendisi kadar hızlı olmasa da endüstri içinde değişimler oluyor tabii. Tom Ford ve Burberry ile popülerleşen Shop The Show kavramı bu değişimde ilk aklıma gelen örneklerden.  Büyük markaların erkek kadın koleksiyonlarını aynı defile ile sunmaya başlaması sektörün bütçelerini kısmasıyla ilgili önemli ayrıntılardan bence.  Doğaya duyarlı geri dönüşüme uygun üretim sistemlerinin geliştirilmesi ve tüketim hızının karşısında duran ‘slow fashion’ markalarının artmaya başlaması kayda değer değişimlerden. ‘Modest Fashion’ olarak adlandırılan yeni akım tasarımcı ve markaların artışı da sektörde farklı alanların açıldığını gösteriyor. Trendlerin takibi de değişim hızına paralel hızlanmış gibi görünse de farklı gruplara göre değişiklik gösteriyor.  Doğru tahmin yürütebilmek  için spesifik bir grup üzerinden incelemek gerekli.

Mesleğiniz gereği hiç hukuki bir meseleyle uğraşmak zorunda kaldınız mı?

Henüz olmadı. Umarım gelecekte de olmaz

ModaHukuku’yla ya da Moda Hukuku Enstitüsü’yle nasıl tanıştınız? 

İlk kez, İstanbul Fashion Incube tasarımcıları için verilen bir eğitimde bir araya gelmiştik.

SOSYAL MEDYADA BİZİ TAKİP EDEBİLİRSİNİZ

YASAL UYARI

Web sitemiz, kamuya genel bir bilgi sağlamak amacıyla hazırlanmıştır.
2018 © Tüm telif hakları Moda Hukuku Enstitüsü’ne aittir.
Moda Hukuku Enstitüsü web sitesinin kısmen ya da tamamen kopyalanması yasaktır ve aksi davranış telif hakkı ihlali teşkil eder.

Bülten Üyeliği

open